Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/1047 E. 2021/1417 K. 15.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1047
KARAR NO : 2021/1417
KARAR TARİHİ : 15.02.2021

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 23/11/2020 tarih ve 2020/10239 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/01/2021 tarih ve KYB-2020/108308 sayılı ihbarname ile;
Özel belgede sahtecilik suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/01/2020 tarihli ve 2020/12601 soruşturma, 2020/9419 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin tarihsiz ve 2020/1073 değişik iş sayılı kararının “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda her ne kadar sahteliği iddia olunan 58 adet ücret bordrosunun düzenlenme tarihinin 2002 ilâ 2007 yılları olduğu ve bu haliyle sahte evrak tanzimi suçu yönünden dava zamanaşımı süresinin dolduğu, ayrıca hukuk mahkemesinde aldırılan bilirkişi raporuna göre bordroların fotokopi oldukları gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207. maddesindeki “(1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, özel belgede sahtecilik suçunun, belgenin kullanılması ile oluşacağı ve suç tarihinin belgenin kullanıldığı tarih olduğu anlaşılmakla, belgenin kullanıldığı İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2016/372 esas sayılı dosyası getirtilip, dosyaya sunulma tarihinin tam olarak saptanması, ayrıca suça konu ücret bordrolarının asıllarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesinden sonra şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayininin gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın 23/01/2020 tarihli 2020/12601 Soruşturma ve 2020/9419 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının müşteki vekiline tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi, tebliğ edilmiş ise buna ilişkin mazbatanın denetime olanak verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulmasının gerektiği, dosyanın bu haliyle kanun yararına bozma talebini incelemeye elverişli olmadığı anlaşılmakla; belirtilen eksikliğin giderilmesi bakımından dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 15/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.