Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/631 E. 2021/6146 K. 23.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/631
KARAR NO : 2021/6146
KARAR TARİHİ : 23.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-13.01.2005 tarihinde haczin yapılmasından ve sanığın yediemin olarak görevlendirilmesinden sonra muhafaza haczi için 13/06/2006 tarihinde gidildiğinin anlaşılması karşısında, haciz tarihi itibariyle 6352 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 2004 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin yürürlükte olmadığı da gözetilerek; anılan yasaya eklenen geçici 10. madde hükmü uyarınca 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin bu kanunun yürürlük tarihinden önceki takip işlemlerine yönelik uygulanamayacağının anlaşılması karşısında, İcra ve İflas Kanununun 106 ve 110. maddeleri gereğince haczedilen menkul malların bir yıl içerisinde satışının istenmemesi halinde haciz işleminin hukuki sonuçlarının ortadan kalkacağı, böylelikle yedieminlik görevinin de sona ereceği gözetilerek; İcra dosyası getirtilip incelenerek, onaylı örnekleri dosya içerisine alındıktan sonra, 1 yıllık sürede satış istenip istenmediği, satış süresini durduran sebeplerin bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra haciz devam ediyor ise sanığın savunmasında “hacizden sonra Manavgat’a taşındığını, taşınırken hacizli malları da yanında götürdüğünü, halen yanında olduğunu” beyan ettiği anlaşılmakla; savunmasının doğruluğunun araştırılıp haciz tutanağı ile sanığa teslim edilen mahcuzların taşındığı yeni adresinde mevcut olup olmadığı ve teslim amacı dışında tasarrufta bulunup bulunmadığı, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp kaybolmasına veya bozulmasına neden olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2-24/10/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK’na eklenen geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan ” hükme bağlanmış ” ibaresi aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren 5237 sayılı TCK’nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçu yönünden, aynı Kanun’un 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
3-Bozmadan önceki 27.12.2007 tarihli ilk hükümde sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği ve bu hükümde sanık tarafından temyiz edildiği halde, bozmadan sonra kurulan son hükümde hapis cezası ertelenmemek suretiyle, CMUK.nın 326/son maddesinde yer alan kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi,
4- Sanığın kendisine yediemin olarak teslim edilen malın sahibi olması sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 289/1-2. cümlesine göre tayin olunan cezadan indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması
5-18.06.2014 tarihinde kabul edilip 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi gereğince “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse,
Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” hükmü gözetilmeden, sanık hakkında yazılı şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 23.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.