YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1476
KARAR NO : 2021/2029
KARAR TARİHİ : 10.02.2021
İhbarname No : KYB – 2020/20929
Hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından şüpheliler …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19.03.2019 tarihli ve 2018/39884 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.06.2019 tarihli ve 2019/2556 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, olay günü müşteki …’in telefonda şüpheli … ile tartıştığı, daha sonra taksiye binip şüphelinin yazlık ikametine gittiği, ikametgahta tartışmaya devam ettikleri, o esnada orada bulunan diğer şüpheliler … ve … ile birlikte müştekiyi darp ederek ellerini ve kollarını iple ve plastik kelepçe ile bağladıkları ve polis gelene kadar yerde evin içerisinde beklettikleri, bu şekilde şüphelilerin hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit ve kasten yaralama suçlarını işlediklerinden bahisle şikayetçi olması üzerine, isnat edilen suçların işlendiğine dair kamu davası açılabilecek nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediğinden bahisle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüphelilerin polis merkezinde alınan ifadelerinde ve o esnada olay yerinde bulunan görgü tanığı …’nin bilgi verme tutanağında, müştekinin ellerini ve ayaklarını plastik kelepçe ve iple bağladıklarını ifade ettikleri, 24/08/2018 tarihli polis tutanağında da, olay yerine gidildiğinde müştekiyi elleri ve ayakları bağlı bir vaziyette bulduklarını tutanak altına aldıkları, ayrıca Adli Tıp Kurumu Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 12/02/2019 tarihli rapor ile müştekinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek
şekilde yaralanmış olduğuna dair raporun da olduğu anlaşılmakla, toplanan delillerin ve şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdirinin Mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10.02.2020 gün ve 2019-14847 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2020 gün ve KYB – 2020/20929 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamına göre; 24.08.2018 tarihinde şüpheli …’un kolluk görevlilerine müşteki ….’in satır ile gelip kendisini tehdit ettiğini, …’i zaptedemediklerinden dolayı ellerini iple bağladıklarını ve yardım istediklerini söylemesi üzerine, olay yerine intikal eden kolluk görevlilerinin söz konusu ikametin bahçesinde…’i kolları ve ayakları bağlı, yerde yatar vaziyette buldukları, tarafların birbirlerinden şikayetçi olmaları üzerine müşteki-şüpheli olarak ifadesi alınan ….’in, Mustafa ile telefonda tartıştıklarını, kendisine ve vefat etmiş olan babasına hakaret etmesine sinirlenerek Mustafa’nın evine gittiğini, bahçede 4-5 kişilik bir grubun üzerine çökerek kendisini yere yatırdıklarını, ellerini naylon kelepçe ile ayakları ise iple bağladıktan sonra fotoğraflarını çekerek başkalarına gönderdiklerini daha sonra gelen polis ekiplerince kurtarıldığını, olay yerinden elde edilen satırın kendisine ait olmadığını, yerde yatarken bu satırı getirip yanı başına koyduklarını ve …’in “Sahiplerin gelip seni alsın seni burda infaz edeceğim” diyerek tehditlerde bulunduğunu bildirerek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/39884 soruşturma numaralı dosyasında “şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediğine dair kamu davası açılabilecek nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği” gerekçesiyle 19.03.2019 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Ek Karar verildiği, verilen bu karara karşı yapılan itirazın, mercii tarafından reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 – (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 – (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda, ihbarın içeriği, olay yerinde bulunan görgü tanığı Mustafa Akverdi’nin şüphelilerce müştekinin elleri ve ayaklarının plastik kelepçe ve iple bağlandıklarını ifade etmesi, şüphelilerin kısmi ikrar niteliğindeki “bize ve kendisine zarar vermemesi için ellerini iple bağladık” şeklindeki beyanları, kolluk görevlilerince düzenlenen 24.08.2018 tarihli tutanakta, olay yerine gidildiğinde müştekinin elleri ve ayakları bağlı bir vaziyette bulunduğunun belirtilmesi ve Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 12.02.2019 tarihli raporda müştekinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmış olduğunun tespiti karşısında; mevcut delillerin 5271 sayılı CMK’nın 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenlenebilmesi için suçların işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu, şüphelilere yüklenen suçların işlenip işlenmediğinin, lehine ve aleyhine toplanacak tüm
kanıtların mahkemece, birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla; kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara yönelik itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Yasaya ayları ve Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.06.2019 gün, 2019/2556 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nın 309/4-a. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 10.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.