Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2020/6146 E. 2021/1704 K. 25.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6146
KARAR NO : 2021/1704
KARAR TARİHİ : 25.03.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik
Hüküm : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A)Sanık … hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde:
TCK’nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin gerektiği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/05/2015 gün ve 2014/4-655 Esas, 2015/152 sayılı Kararında da açıklandığı üzere kişiler arasında doğmuş bir alacak borç ilişkisine dayanmayan kazanç elde etme amaçlı ödünç para verme eylemlerinin tefecilik suçu kapsamında bulunduğu nazara alındığında, sanık …’in karar tarihi itibariyle alacaklı olduğu icra dosyalarının bulunmadığı, kolluk araştırmasının sanığın tefecilik yaptığı yönünde bilgi edinilemediği şeklinde olduğu, ayrıca sanık …’ın bağlantılı dosyası incelendiğinde; faiz karşılığı ödünç para verdiği diğer şahısların sanık …’in tefecilik suçuna aracılık ettiği yönünde bir beyanda bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı tefecilik suçunun tipiklik unsuru ve yasal unsurları oluşmadığından beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
B)Sanık … hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı, bu bağlamda TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun
işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması icap ettiği nazara alındığında;
UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; sanık hakkında tefecilik suçundan, bu dosya ile birlikte incelenen KDZ.Ereğli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2019 günlü ve 2018/34 Esas, 2019/790 sayılı Kararıyla sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve söz konusu kararın 03/12/2020 tarihinde kesinleştiği, suç tarihinin 2009-2013 yılı, iddianame tarihinin 10/01/2018 olduğunun belirlenmesi, temyize konu bu kamu davasında ise suç tarihinin 2013 Ekim, iddianame tarihinin 17/11/2014 olması ve ayrıca sanığın hukuki kesinti bulunmayan eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme tek tefecilik suçunu oluşturması ve sanığın suçtan zarar görenleri farklı olan söz konusu eylemleri hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahsup hükümleri değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, müşteki beyanına göre suça konu ödünç paranın verildiği 2013 Ekim olarak gösterilmemesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.