Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2019/22088 E. 2021/2113 K. 11.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/22088
KARAR NO : 2021/2113
KARAR TARİHİ : 11.02.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda, sanık …’ın yol kontrolü yapan polislerin dur ihtarına uymayarak hızla kaçtığı kaçarken kırmızı ışıkta geçip ilerdeki benzin istasyonunda durdurulup aracının ve kendisinin arandığı, üzerinde aracında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı sanığın Ali Özer’in kimlik bilgilerin beyan ettiği ancak şüphe üzerine karakola götürüldüğü daha sonra rahatsızlanınca hastahaneye götürüldüğü sanık hakkında kimlik bilgilerini kullandığı … adıyla doktor raporu düzenlendiği hakkında bu olaydan dolayı Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan dava açılıp eylemin idari para cezasını gerektirdiği gerekçesiyle beraat kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında ”işlenen bir suçtan” söz edilemeyeceğinden, eylemin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

Kabule ve uygulamaya göre de;
Sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın mahkumiyet kararı niteliğinde bulunmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 231/6-b madde, fıkra ve bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda oluşan kanaate göre hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 6545 sayılı Yasanın 72. maddesi ile değişik ve suç tarihi itibariyle uygulanması mümkün olmayan CMK.nın 231. maddesinin 8. maddesine dayanılarak yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.