Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/28665 E. 2020/12930 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/28665
KARAR NO : 2020/12930
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı asıl işverene ait işyerinde değişen taşeronlar nezdinde çalışmakta olduğunu, 04.10.2010 tarihinden 27.02.2012 tarihine kadar da davalı alt işveren nezdinde çalıştığını, çalıştığı süre boyunca işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde çalıştığını, dini ve milli bayramlar ile genel tatillerde de çalışmaya devam etmesine rağmen hak kazanılan ücret alacakları ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile asgari geçim indirimi alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının çalıştığı süre boyunca hak kazandığı tüm alacaklarının ödendiğini, ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının ücretinin miktarı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı davalı nezdinde mikser şoförü olarak çalışmış olup; dava dilekçesinde ücretinin net 2.500,00 TL olduğunu beyan etmiş; davalı ise cevap dilekçesinde davacının iddiasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, ücretin imzalı bordrolarda belirtilen kadar olduğunu savunmuştur. Nitekim cevap dilekçesinde ücretin miktarına ilişkin herhangi bir açıklama yer almasa da, davalı tarafça kök rapora itiraz dilekçesinde davacının almış olduğu ücretin son dönem ücret bordrosunda gösterildiği şekilde fazla çalışma ücreti ile beraber net 1.080,00 TL olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece, hükme esas alındığı belirtilen ek bilirkişi raporunun 1. seçeneğinde ise ücret; mahkeme talebi doğrultusunda, sabit ücrete günde 5,5 sefer yapıldığı, sefer başına 5,00 TL ödeme yapıldığı nazara alınarak sefer prim ücretinin de eklenmesi suretiyle, günlük 27, 50 TL sefer primi alındığı kabulü ile 27,50 sefer primi*27 gün=742,50 TL net olduğu, davacının sabit ücretinin ise 2.200,00 TL -742,50 TL= 1.457,50 TL olduğu kabul edilmiş; bunun yalnızca fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacakları hesaplanırken etkili olacağı; davacının sefer primi + temel ücret karşılığı çalıştığı kabul edildiğinden yalnızca fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının zamlı kısmını almadığı varsayılarak hesaplama yapılmıştır. Ancak davacı ve davacı tanık beyanları işyerinde sefer primi ödemesi yapılmadığı yönünde olup; davalının da aksi yönde bir savunması bulunmamaktadır. Nitekim davacı ile aynı işi yapan davalı tanığı … dahi ücretini temel ücret olarak belirtmiş olup; sefer primi karşılığı ücret alındığı hususunda herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Buna göre yalnızca bir tek davalı tanığı beyanı ile davacı aleyhine olacak şekilde davacının sefer ücreti+temel ücret ile çalıştığının kabulü hatalı olmuştur. Tüm dosya kapsamına göre, davacının ücretinin, kök raporda belirtildiği şekilde net 2.200,00 TL olduğu kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının hesaplanması hususunda da ihtilaf bulunmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu davacının fazla mesai yapıp yapmadığı ve fazla mesai süresinin hesaplanması noktasındadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Aynı ilkeler, hafta tatili ücreti alacağının ispatı bakımından da geçerlidir.
Somut olayda, hükme esas alınan ek raporda, mahkeme talebi doğrultusunda davacının sefer primi + temel ücret karşılığı çalıştığı kabul edildiğinden, fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının yalnızca zamlı kısmını almadığı, diğer kısmın ücrete dahil olduğu varsayılarak saatlik ücretin %50’si esas alınarak hesaplama yapıldığı ve bordroda fazla çalışma ücreti tahakkuku bulunan dönemlerin de dışlandığı anlaşılmaktadır. Ancak, öncelikle davacının 2.200,00 TL temel ücret ile çalıştığı sabit olduğundan, dosya kapsamında yer alan ücret bordrolarındaki çıplak ücretin gerçek ücreti yansıtmaması nedeniyle fazla çalışma tahakkuku bulunan dönemlerin dışlanması yerine; bahse konu tahakkukların mahsubu gerekmektedir. Bu hususun dikkate alınmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda, davacının sefer primi + temel ücret karşılığı çalıştığı kabul edildiğinden davacının fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının zamlı kısmını almadığı varsayılarak hesaplama yapılmış ise de; ücretin aylık 2.200,00 TL olduğu kabulü ile fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının saatlik ücretin %150’si esas alınmak suretiyle zamlı ücret üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Dosyada yer alan banka kayıtları ile bordroların incelenmesi sonucunda, icra açıklaması notu ile yatırılan ödemelerin nev’i araştırlarak, özellikle bu miktarlar ile kısmi ödemelerin toplamının bordrolardaki tahakkuklar ile uyuştuğu dönemler bakımından asgari geçim indirimi alacağına ilişkin ödeme bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.