YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13416
KARAR NO : 2019/9095
KARAR TARİHİ : 16.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İcra Hukuk) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, davalı üçüncü kişi ile borçlunun mal kaçırma kastı ile hareket ederek iş yerini devrettiğini, davalı üçüncü kişi şirket yetkilisi dosyanın diğer borçlusu …’ın eniştesi olup, davalı borçlu şirket ile aynı adreste ve aynı işi yaptığını, haciz mahallinde borçlu şirkete ait çok sayıda evrakın bulunduğunu belirterek, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddini talep etmiştr.
Davalı üçüncü kişi vekili; müvekkilinin iş yerini…. isimli kişiden satın aldığını, 23/10/2015 tarihinde iş yerinde faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı borçlu ile istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi arasında akrabalık bağı bulunduğu, davalı tarafça sunulan vergi levhasının haciz yapılan adrese ait olmadığı ve başka bir firma ile ilgili olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne, mahcuzların toplam değerinin %15’i oranında tazminatın davalı üçüncü kişi şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İİK’nin 97/15. maddesi uyarınca, “İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.” hükmü üçüncü kişi lehine düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra, alacaklı lehine düzenlenen, İİK’nin 97/13. maddesinde ise; “İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.” düzenlemesi yer almaktadır. Buradaki tazminat esasen alacaklı lehine getirilmiş bir gecikme tazminatı olarak nitelendirilmelidir. Alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin ya da satışın ertelenmesi kararının da bulunması gerekir. Takibin teminat karşılığında ertelenmesi yönünde verilmiş bir karar yoktur. Tazminata ilişkin koşulların oluşmadığı dikkate alınmadan, yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuş ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nin ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzetilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle üçüncü kişinin temyiz itirazının kabulüne; tazminata ilişkin iki numaralı hüküm fıkrasının karardan çıkarılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.