YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5039
KARAR NO : 2020/5425
KARAR TARİHİ : 26.10.2020
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TESPİT-TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tespit ile tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Asıl dava, mülkiyetin tespiti, birleştirilen dava tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Davacı, asıl davada çekişme konusu 904 ada 1 parsel sayılı taşınmazın belediye sınırları içerisinde olup, 775, 2805 ve değişik 2981 Sayılı kanunlar gereğince, davacı belediyeye bedelsiz olarak intikal ettiğini, halen davalı … adına kayıtlı olduğu ileri sürerek, taşınmazın belediyeye bedelsiz intikal ettiğinin tespitine, birleştirilen davada ise, tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı, davaya konu taşınmazın devredilebilmesi için belediyece ıslah-imar planı düzenlenip, valilik olurunun ve bakanlık onayının alınması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen ilk karar Dairece ” … mahkemece usulüne uygun olarak duruşma günü taraflara tebliğ edilmeksizin, duruşma yapılarak neticeye gidilmiş olmasının yasal olduğu söylenemez. Hal böyle olunca, usulüne uygun olarak duruşma gününün taraflara tebliğ edilmesi, ondan sonra duruşma yapılması gerekirken, duruşma günü taraflara tebliğ edilmeksizin dosyanın işlemden kaldırılması neticesi davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra davanın kabulüne ilişkin olarak verilen ikinci karar bu kez Dairece ” … 3194 sayılı yasanın 11. maddesi hükmü de gözetilerek yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, belediyeye devri gereken taşınmazlardan olduğunun belirlenmesi halinde eldeki davanın mülkiyetin tespiti isteğine ilişkin olduğundan, davacıya tescil davası açması için önel verilmesi, taşınmazların yargılama sırasında tekrar imar uygulamasına tabi tutuldukları görülmekle, son imar durumlarını gösterir plan örneklerinin de dosyasına getirtilerek değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 904 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 16.12.1997 tarihinde Hazine adına imar uygulaması suretiyle tescil edildiği, anılan taşınmazın tekrar imar uygulamalarına tabi tutularak ifraz ve tevhit neticesinde 2019 ada 5 ve 2066 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda hazinenin paydaş kılındığı, 2061 ada 5 ve 7 parsellerin hazine adına tescil edildikleri, 2058 ada 15 numaralı imar parselinin ise hazine adına tescilinden sonra takas suretiyle … Belediyesi adına tescil edilerek sonrasında tevhit neticesinde 2058 ada 17 numaralı parselin … Belediyesi adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere 775 Sayılı Kanunun 1. maddesinde ”Mevcut gecekonduların ıslahı, tasfiyesi, yeniden gecekondu yapımının önlenmesi ve bu amaçlarla alınması gereken tedbirler hakkında bu kanun hükümleri uygulanır.” hükmü, davanın açıldığı tarihte halen yürürlükte bulunan 3. maddesinde ”Bu kanunun yürürlüğü girdiği tarihte, Hazinenin, Özel İdarelerin ve Vakıflar İdaresi dışındaki katma bütçeli dairelerin mülkiyetindeki arazi ve arsalardan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden, belediye sınırları içinde olanlar ve 8785 sayılı Kanunun 47. maddesine dayanılarak tesbit edilen mücavir sahalarda bulunanlar, bu kanunda belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere, bedelsiz olarak ilgili belediyelerin mülkiyetine geçer. Ancak bir kamu hizmetine ayrılmış olan veya 23/12/1960 tarih ve 189 sayılı Kanun kapsamına girenlerle, 4753 sayılı Kanun hükümlerince kültür arazisi olarak tesbit edilenler veya gerek bu gerekse diğer kanunlarda belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere Hazine veya özel idare elinde bırakılması Bakanlar Kurulunca lüzumlu görülenler bu hüküm dışındadır.Bu kanunun uygulanması dolayısıyle yapılacak imar veya ıslah planlarında genel muvazeneye dahil dairelerin ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile ayrılan veya ayrılacak olanlar veya yukarıda ikinci fıkradaki hizmetler için lüzumlu görülenler, daha önce belediyelere devredilmiş ise aynı şartlarla eski sahiplerine geri verilir.Tapu daireleri, bu maddede sözü geçen arazi ve arsaları devralacak idarelerin yazılı müracaatları üzerine, en geç 6 ay içinde, yeni malikleri adına tescil eder ve durumu ilgililere yazı ile bildirirler.5218, 5228 ve 6188 sayılı kanunlara dayanılarak, birinci fıkrada sözü geçen daire ve kurumlarca belediyelere devrolunan arazi ve arsaların ödenmemiş taksitleri alınmaz ve bu sebeple adı geçen daire ve kurumlar lehine tesis edilmiş ipotek kayıtları kaldırılır.” hükmü düzenlenmiştir.Aynı yasanın 7. Maddesinde de ”Belediyelerin mülkiyetinde bulunan ve bundan sonra bu kanuna göre mülkiyetine geçecek olan arazi ve arsalardan, belediye meclisi kararı ile belli edilip, Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca uygun görülenler, bu kanun hükümleri dairesinde konut yapımına ayrılır.Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, belediye meclislerince tesbit edilen yerleri redde, aynen veya değiştirerek onaylamaya veya değiştirilmek üzere geri göndermeye yetkili olduğu gibi, teklif edilenler dışında lüzumlu gördüğü yerlerin de bu maksada ayrılmasını belediyelerden isteyebilir” hükmü düzenlenmiş olup bu taşınmazların ancak bu kanun hükmüne göre konut yapımına ayrılacağı belirtilmiştir.Diğer yandan 03.05.1985 tarihli 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi ile ”İmar planlarında; meydan, yol, su yolu, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait gayrimenkuller ile askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke güvenliği ile doğrudan doğruya ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat ve savunma amaçlı yerler hariç Hazine ve özel idareye ait arazi ve arsalar belediye veya valiliğin teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nın onayı ile belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye; belediye ve mücavir alan hudutları dışında özel idareye bedelsiz terk edilir ve tapu kaydı terkin edilir. Ancak, bu yerlerin üzerinde bina bulunduğu takdirde, arsası hariç yalnız binanın halihazır kıymeti için takdir edilecek bedel ödenir. Bedeli ve ödeme şekli taraflarca tespit olunur.
Bu suretle maledilen arazi ve arsalar belediye veya özel idare tarafından satılamaz ve başka bir maksat için kullanılamaz. Bu hususta tapu kütüğünün beyanlar hanesine gerekli şerh konur.
Bu yerlerin kullanılış şekli, yeni bir imar planıyla değiştirilip özel mülkiyete konu olabilecek hale getirildiği takdirde, bu yerler devir alınan idareye belediye veya özel idarece aynı usulle iade edilir. Buna aykırı davranışı sabit olan ilgililer şahsen sorumludur. Bu terkinler hiçbir şekilde resim, harç ve vergiye tabi değildir.(Değişik : 25/2/1998 – 4342/35 md.) Hazırlanan imar planı sınırları içindeki kadastral yollar ile meydanlar imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek, onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanma amacına konu ve tabi olurlar.
(Ek fıkra : 24/7/2008 – 5793/14 md.) Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ağaçlandırılmak üzere izin verilen taşınmazlardan projesine uygun olarak ağaçlandırılanlar, imar planı kararıyla başka amaca ayrılamaz.” düzenlemesi ile Hazine arazilerinin belediyeye bedelsiz devredilebileceği ve tapu kaydından terkin edileceği belirtilmiştir.
Hal böyle olunca; idarelerden gelen cevabi yazılar arasındaki çelişki de nazara alınarak gerektiğinde mahallinde keşif yapılmak veya bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle son parsel numaraları gözetilip 775 sayılı Kanun gereğince gecekondu önleme bölgesinde olan taşınmazlar ile 3194 Sayılı Kanunun 11. maddesi gereği meydan, yol, su yolu, park vs alanlarında kalan taşınmazların belirlenmesi, gecekondu önleme bölgesinde kalanlar için tapu kaydının iptali ile belediye adına tescili, 3194 Sayılı Kanun kapsamında kalanlar için ise tescili mümkün olmayanların tapudan terkini, kalanların ise Belediye adına tescili yönünde karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 26.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.