YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11873
KARAR NO : 2021/846
KARAR TARİHİ : 08.02.2021
Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1, 158/1-f, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2 yıl 6 ay hapis ile 50.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2013 tarih ve 2012/225-2013/368 E-K sayılı kararını müteakip, sanık müdafiinin dosyanın diğer sanığı hakkındaki Dairemizin 04/12/2019 tarih ve 2017/9725-2019/14088 E-K sayılı bozma ilâmından sanığın da yararlandırılması talebinin reddine ilişkin Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/02/2020 tarih ve 2012/225-2013/368 E-K sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/03/2020 tarih ve 2020/77 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 28/10/2020 gün ve 94660652-105-41-3539-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/11/2020 gün ve 2020/97373 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2013 tarihli kararı ile anılan suçlardan sanık ile birlikte diğer sanık …’nun cezalandırılmalarına karar verildiği, sanık … müdafiinin kararı süresinde temyiz etmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04/12/2019 tarihli ilâmında yer alan, “Kabule göre de nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından; 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (i) ve (k), (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği ve buna göre, hapis cezasının 3 yıldan az olamayacak ve haksız menfaat miktarının 28.800 TL, haksız menfaatin iki katının 57.600 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 2880 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve buna göre artırım-indirim yapılması gerektiği halde kurulan hükümlerde temel cezanın 3000 gün olarak belirlenip, takdiri indirim uygulandıktan sonra haksız fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş…hükmün BOZULMASINA…” şeklindeki gerekçe ile anılan kararın diğer sanık lehine bozulmasına karar verildiği nazar alındığında;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 03/07/2014 tarihli ve 2014/12538 esas, 2014/23617 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, lehe bozmanın aynı hukuki durumdaki diğer sanığa da sirayet ettirilmesinin bir zorunluluk olduğu gözetildiğinde, nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından, bozma ilâmında anılan düzenleme uyarınca haksız menfaat miktarının 28.800,00 Türk lirası, haksız menfaatin iki katının 57.600,00 Türk lirası olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip sanığın 2880 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve buna göre artırım-indirim yapılması gerektiği halde kurulan hükümlerde temel cezanın 3000 gün olarak belirlenip, takdiri indirim uygulandıktan sonra fazla ceza tayini gerekçesiyle hükmün diğer sanık … yönünden bozulduğu, aynı hukuki durumdaki temyiz incelemesi yapılmayan sanık … yönünden sirayetin mahallinde mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönüyle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İncelemeye konu dosyada, her ne kadar Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/03/2020 tarih ve 2020/77 D.İş sayılı kararına yönelik olarak kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de; hükümlü hakkında (kanun yararına bozma talebinin kapsamını oluşturan) nitelikli dolandırıcılık suçundan Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2013 tarih ve 2012/225-2013/368 E-K sayılı kararıyla verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin hükümlü müdafiinin ileri sürdüğü temyiz talebinin, yasal süre geçtikten sonra müracaat edilmesi nedeniyle Dairemizin 04/12/2019 tarih ve 2017/9725-2019/14088 E-K sayılı ilâmıyla reddedildiği, bu şekilde kesinleşen karara yönelik olarak sirayet değerlendirmesinin (dosyanın diğer sanığı hakkındaki Dairemizin 04/12/2019 tarih ve 2017/9725-2019/14088 E-K sayılı ilâmıyla verilen bozma kararından hükümlünün de yararlandırılması talebinin) mahal mahkemesi tarafından ve mercii Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/03/2020 tarih ve 2020/77 D.İş sayılı kararıyla yapılamayacağı, dolayısıyla mercii tarafından verilen ret kararının isabetli bulunduğu, ancak hükümlü hakkında Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2013 tarih ve 2012/225-2013/368 E-K sayılı kararıyla verilip kesinleşen hüküm yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.