Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4826 E. 2019/8988 K. 14.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4826
KARAR NO : 2019/8988
KARAR TARİHİ : 14.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar, kayden paydaşı oldukları 40 ada 11 parsel sayılı taşınmaza, sınır komşusu 52 parsel maliki davalının taşkın inşaat yaptığını haricen yaptırdıkları ölçüm sonucu öğrendiklerini, 13.01.2010 tarihli ihtarname ile 62,6 m2’lik tecavüzün giderilmesi istenildiği halde inşaata devam edildiğini ileri sürerek, yıkım yoluyla elatmanın önlenmesine, yıkım mümkün değilse taşkın olan kısmın bedeli karşılığında iptal ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, belediyeden alınan ruhsata dayalı olarak inşaatın yapıldığını, taşkın yapılaşma tespit edilecek olursa yıkımının fahiş zarar doğuracağını, tecavüzlü kısmın bedeli karşılığında iptal ve tescil isteğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 07.07.2010 tarihli ve 2010/24 Esas, 2010/106 Karar sayısı ile verilen ilk karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.11.2010 tarihli ve 2010/11156 Esas, 2010/12443 Karar sayılı, ilamı ile özetle; “ ….. mahkemece mahallinde tespit dosyası kapsamında ve eldeki davanın yargılaması aşamasında birer defa keşif yapılmış ise de yapılan keşifler sonucunda alınan bilirkişi raporlarının birbirleriyle çelişkili olduğu, raporlar arasındaki çelişkinin nereden kaynaklandığının belirtilmediği gibi çelişkinin giderilmediği, davacının dilekçesinde tecavüzlü olduğunu iddia ettiği bölümün tespit dosyası kapsamındaki raporda gösterildiği halde diğer raporda gösterilmediği görülmektedir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yerinde 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi vasıtasıyla takometrik aletlerle ölçüm yapılarak infazda duraksamaya neden olmayacak biçimde rapor ve kroki düzenlettirilmesi, tecavüzün belirlenmesi halinde yapıların niteliklerinin de rapora yansıtılması ve önceki raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmesi sağlanarak hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulü ile davaya konu … ili… ilçesi… mahallesi 40 ada 11 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafça yapılan müdahalenin men’ ine ve kal’ine karar verilmesi üzerine; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin Yargıtayın bozma ilamına uyması ile bozma ilamı lehine olan taraf yararına bir usuli hak doğmaktadır. O nedenle mahkemenin Yargıtayca verilen bozma ilamına uyması sonrasında kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermesi gerekir. Yargıtayın bozma ilamına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlı olup, bozma gereğince işlem yapmak durumundadır.
Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım, olmadığı takdirde elatılan bölümlerin bedeli karşılığında mülkiyetin intikali (temliken tescili ) isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı HMK’nin 297/2 maddesi hükmünde taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Hal böyleyken hükümde davalının tecavüzlü olan, meni müdahale ve kal’ine karar verilen yapı kısmının miktarının gösterilmemiş olması veya mahkemenin kararına esas bilirkişi heyetinin teknik raporuna ve krokisine atıfta bulunulmamış olması doğru değil ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 2. paragrafından sonra gelmek üzere, “18.12.2014 tanzim ve 14.01.2014 havale tarihli bilirkişi kurulunun ek raporu ve krokisinin kararın eki sayılmasına“ tümcesinin eklenerek düzeltilmek suretiyle onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 2. fıkrasına,
“18.12.2014 tanzim ve 21/05/2015 havale tarihli bilirkişi kurulunun ek raporunun ve krokisinin kararın eki sayılmasına“ tümcesinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca ONANMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 14.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.