YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20966
KARAR NO : 2020/2742
KARAR TARİHİ : 01.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava ve cevaba cevap dilekçelerinde babasından miras kalan 281 ada 1 parseldeki tarlada annesi ve üç kardeşinin payını satın aldığını belirterek, bu payların iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı … ise davayı kabul ettiğini bildirmiş, İsmail dışındaki davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu miktar itibarıyla senetle ispatlanabileceğinden tanık dinletme talebinin reddedildiği, sunulan vekaletnamenin davacı ve davalılar arasında bir satış işleminin gerçekleştiğini ispatlamadığı, dava konusu yerin halen elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, elbirliği mülkiyeti çözülmeden iptale ve kabule karar verilemeyeceği, her ne kadar davalılardan … davayı kabul etmişse de, iştirak halinde mülkiyet gereği mirasçıların belirlenmiş payı olmadığından her mirasçının payının taşınmazın tamamı üzerinde olduğu ve …’de paydaş sayılmadığı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmaz üzerinde bir ortağın, diğer bir kısım ortakların payını satın aldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1.Davacının davalı … dışındaki davalılara yönelik temyiz itirazları, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre. yerinde görülmemiştir.
2.Davalı …’e yönelik temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 281 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tarafların murisi 10.04.1989 tarihinde ölen … adına kayıtlı olduğu ve taşınmazın tapu kaydının tesis kadastrosu sonucu 31.07.1990 tarihinde oluştuğu, yani taraflar arasında elbirliği hükümlerine tabi olduğu ve davalı …’in davayı kabul ettiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; HMK’nin 308. (HUMK’un mad. 92.) ve devamı maddelerinde düzenlenen davayı kabul, iki taraftan birinin diğerinin talep sonucuna muvafakat etmesidir. HMK’nin 308. ve 311. (HUMK’un mad. 95.) maddelerine göre, kabul kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir. Kural olarak; tarafların dava konusu yer üzerinde tasarruf yetkileri bulunduğundan Medeni Usul Hukukunda taraflarca tasarruf ilkesi uygulanacağından davanın açılmasından sonra hüküm kesinleşinceye kadar davanın kabulü mümkündür. Yine belirtmek gerekir ki, kabul karşı tarafın rızasına bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Eldeki davada davacı da davalılar da elbirliği ortakları olduğundan ve davalılardan İsmail davayı kabul ettiğinden, kabul eden davalının hissesi oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu aşamada davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.