YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3677
KARAR NO : 2018/7392
KARAR TARİHİ : 28.11.2018
Sanık … hakkında nitelikli yağma suçundan mahkumiyetine ilişkin İZMİR 4.Ağır Ceza Mahkemesince (Kapatılan 8.Ağır Ceza Mahkemesi) verilen 25/07/2014 gün ve 2009/454 Esas, 2014/141 Karar sayılı hükmün, sanık savunmanının temyizi üzerine Dairemizin 08/07/2015 gün ve 2014/13675 Esas, 2015/42414 Karar sayılı onama yolundaki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/11/2018 gün ve KD-2018/62091 sayılı yazısı ile;
“… liderliğindeki suç örgütüne yönelik olarak açılan ve Yargıtay 6.Ceza Dairesinin bozması sonrası bazı sanıklar yönünden halen derdest olan bu dava dosyasında, sanık … ile ilgili itiraz sebebi, sanık hakkında TCK 58/9. md.si yollamasıyla TCK 58/6. md.sinin uygulanmasına yöneliktir.
Şöyle ki, sanık … Danıştay’da bulunan bir davasının lehine sonuçlanması için … liderliğindeki suç örgütünden yardım istemiş, örgütün yardımıyla müşteki …’ya ulaşılmış, müştekiye davayla ilgilenmesi için bir miktar para verilmiş ancak dava aleyhe sonuçlanmıştır. Bunun üzerine sanık …, müştekiyi arayarak nerede olduğunu sormuş, müşteki Ankara’da bulunduğu avukat bürosunun adresini vermiş, sanık … bu adresi örgüt üyelerine vermiş ve bu görüşmeden bir gün sonra sanık … büroya giderek, silah zoruyla müşteki …’ya 10.000 Euro bedelli iki adet senet imzalatmış ve daha sonra senetleri icra yoluna gitmiştir.
Dosya içeriğinden, sanık …’ün suç örgütü içerisindeki konumunun bu olayla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK’nin “Tanımlar” başlıklı 6/1-j maddesine göre örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi anlaşılır. Teorik olarak suç örgütü üyesi, örgüt yöneticisinin rızasının varlığı gerek olmadan örgüte fiilen katılan kişidir. Kişinin suç örgütü üyeliğinden suçlanabilmesi için örgütün varlığından haberdar olması, bilerek ve isteyerek ona üye olması ve örgütün hiyerarşik yapısında da yerini alması gerekir. Örgüt ile bağlantısı olmadan münferit hareket edenler suç örgütü üyesi olarak kabul edilmezler.
Türk Ceza Kanununda örgüt üyesi olmadığı halde örgüt adına suç işleme, TCK’nın 220/6. maddesinde gösterilmiştir. TCK’nın 220/7. maddesi ise, suç örgütüne bilerek isteyerek yardım eden kişiye ceza vermektedir. Buradaki “Yardımın” örgüt üyeliği seviyesinde olmaması gerekir. Yani örgütü bilip, hiyerarşik yapıda olmadan yardım edendir. Bu tanımlar, örgüt mensubu suçlunun belirlenebilmesi bakımından önemlidir.
Dava dosyasından, sanık …’ün suç örgütü üyesi olmadığı, örgüt hiyerarşisi içerisinde bulunmadığı ve sadece bir eylem için suç örgütünden yardım talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 06/08/2009 tarihli ve 2009/283 esas sayılı iddianamesinde, sanık …’ün sadece nitelikli yağma suçundan cezalandırılmasını talep etmiş, suç örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması için kamu davası açmamıştır ve mahkeme de suç örgütü üyeliği konusunda herhangi bir karar vermemiştir. Dolayısıyla suç örgütünü kurmayan, yönetmeyen, örgüt adına suç işlemeyen sanık … hakkında, TCK 58/9. md.si yollamasıyla TCK 58/6 md.sinin uygulanmasının olanaklı olmadığı değerlendirilmiştir” gerekçesi ile itiraz kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2-) Dairemizin 08/07/2015 gün ve 2014/13675 esas, 2015/42414 karar sayılı, sanık … hakkındaki nitelikli yağma suçundan onama ilamının kaldırılmasına,
3-) Sanık … hakkında, yakınan …’ya yönelik nitelikli yağma suçu bakımından kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/9. maddesi ile uygulama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanık … hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dairemizin 08/07/2015 gün ve 2014/13675 esas, 2015/42414 karar sayılı ilamının diğer yönlerinin korunmasına, 28.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.