Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13645 E. 2020/2973 K. 04.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13645
KARAR NO : 2020/2973
KARAR TARİHİ : 04.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin 261 ada 45 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu bu taşınmazın denize bakan sınırından kıyı kenar çizgisine olan kısmına 40 yıldan fazla süredir zilyet olduğunu belirterek anılan kısmın mülkiyetinin müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava konusu taşınmaza 20 yıldır zilyet olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapu tescil istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 24. maddesi “Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz. Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder.” hükmünde tasarruf ilkesi düzenlenmektedir. Eldeki davada; mahkemece gerekçeli karar başlığında davacı olarak yazılan …’in eşi …’e tevkilen Av. … … adına vekaletname düzenlendiği, dava dilekçesinde davacı olarak …’in yer aldığı anlaşılmaktadır. Mahkeme gerekçesinde davacının 261 ada 45 kadastro parselinde 16/24 pay sahibi …’ in eşi olduğunu ,mahkemenin 2002/406 Esas-68 Karar sayılı dosyasında hazinenin davacı aleyhine kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan yapılara ilişkin açtığı meni müdahale davasının kabulüne karar verildiğini belirtilmiştir. Oysa, 261 ada 45 kadastro parselinde davacı …’in bizzat kendisinin pay sahibi olduğu, mahkemenin 2002/406 Esas-68 Karar sayılı dosyasında da hazinenin davacı … aleyhine değil … aleyhine dava açıldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkeme karar başlığı ve gerekçesinde davacı olarak yazılan …’in davacı kabul edilerek yargılama yapıldığı ve hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nin 24. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemeyeceği ve karara bağlayamayacağından davacı … yönünden yargılama yapılarak karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.