YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13011
KARAR NO : 2020/2912
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili Sulh Hukuk Mahkemesine hitaben tanzim ettiği dava dilekçesinde, müvekkileri ile davalıların müşterek muris Mehmet …’in mirasçıları olduğunu, muristen kalan taşınmazlara ilişkin olarak taraflar arasında 12.05.1989 tarihinde miras taksim sözleşmesi yapıldığını, sözleşme sonrası herkesin kendi yerini kullanmaya başladığını, davalılardan …’ın 1255 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payı hariç taksim sözleşmesinde kendisine düşen yerleri daha sonra davacılardan …’e sattığını öne sürerek miras taksim sözleşmesi ve daha sonra yapılan devirler uyarınca muris adına kayıtlı taşınmazların mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … görevsiz mahkemede alınan imzalı beyanında, davayı kabul ettiğini, sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, görevli Mahkemede alınan imzalı beyanında ise sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Davalılardan … ise görevli Mahkemede alınan imzalı beyanında, kardeşler arasında paylaşma sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme uyarınca kendisine düşen taşınmazlardaki payını davacı kardeşi …’e satıp, parasını aldığını, bu taşınmazlardaki payının davacı … adına tescilini kabul ettiğini beyan etmiştir.
Elbistan Sulh Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünün Asliye Hukuk Mahkemesi görevinde olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazların davacıların taksim yapıldığını iddia ettikleri tarihte tapuda kayıtlı oldukları, TMK’nin 706. maddesi gereğince tapuya kayıtlı taşınmazların mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde şekilde yapılması gerektiği, buna göre dava konusu taşınmazların mirasçılar arasında resmi senetle taksim edilebileceği, tapuda kayıtlı taşınmazların devri için geçerlilik şartının gerçekleşmediği, davalı …’nın taksim sözleşmesindeki imzayı kabul etmediği böylece davacıların harici taksimi de ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1.Davacılar murislerinden intikal eden taşınmazlara ilişkin miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası açtığına göre tüm mirasçıların davada taraf olarak yer alması gerekir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, mirasçılarından …’un taksim sözleşmesinden sonra ancak dava tarihinden önce vefat ettiği, mirasçılarından …’un ise davada taraf olarak yer almadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece …’un davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası ile ilgili karar verilmesi gerektiği halde taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Hemen belirtilmelidir ki, TMK’nin 676. maddesi hükmüne göre; tapulu taşınmazlara ilişkin paylaşma sözleşmesinin geçerliliği tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Ancak; mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olan taşınmazlara ilişkin taksim sözleşmesinde, paylı mülkiyete geçilmekle taşınmazlar mirasbırakanların terekesinden çıktığından ve elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmadığından, payın temliki resmi şekilde yapılması (TMK mad.706, 6098S. TBK mad. 237) gerekeceğinden, tüm mirasçıların katılımıyla da yapılsa bu sözleşmeye değer verilemez.
Somut olayda ise, davacıların dayanağı 12.05.1999 tarihli adi yazılı miras taksim sözleşmesinin otuzbir parça taşınmaz için yapıldığı, Mahkemece sadece bir kısım taşınmazlara ilişkin güncel tapu kayıtlarının celp edildiği, tapu kayıtları celp edilen yirmi bir parça taşınmazın 1976-1988 tarihleri arasında ifraz-tapulama ve komisyon kararı uyarınca tarafların murisleri adına tescil edildiği ve intikal görmediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, az yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, Mahkemece öncelikle çekişme konusu taşınmazların ilk tesis tarihinden itibaren tüm maliklerini ve el değiştirmelerini gösterir güncel tapu kayıtları ve dayanağı tüm belgeler (tapu kütük sayfası, tapulama tutanağı, tescil istem belgesi, hükmen tescil kararı vb belgelerin) bütün geldi ve gittileri ile birlikte (birbirini takip edecek, denetlenecek şekilde) ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü’nden getirtilip, daha sonra yukarıda açıklandığı şekli ile miras taksim sözleşmesinin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, tapu kayıtları celp edilen bir kısım taşınmazların halen muris adına kayıtlı olduğu, intikal görmediği, davacıların dayanağı adi yazılı taksim sözleşmesinin ise murisin ölüm tarihinden sonra tüm mirasçıların katılımı ile yapıldığı, her ne kadar davalılardan Kader görevli Mahkemede alınan beyanında sözleşme altındaki imzanını kendisine ait olmadığını beyan etmiş ise de, görevsiz Mahkemede alınan imzalı beyanında davayı kabul ettiğini, sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, görevsiz Mahkemede yapılan taraf usul işlemlerinin görevli Mahkeme de geçerli olacağı, nazara alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.