YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3716
KARAR NO : 2019/6831
KARAR TARİHİ : 02.07.2019
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde, … İli Çeşme İlçesi Musalla Mahallesi 6179 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 162/1056 pay maliki … Fadıl kızı …’ın payının yönetilmesi için Çeşme Mal Müdürünün kayyım atanmasına dair kararın kaldırılması istenmiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kayyımlık kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan davalı kayyım vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı kayyım vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
23.12.1976 tarihli ve 1976/7-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere harç, adli ve idari hizmetlerde ve bu hizmetlerin gerektirdiği masrafları karşılamak mülahazasıyla gerçek ve tüzel kişilerden Hazine’ce alınan bir paradır. Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir.
Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin Kanun’la belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır.
Nitekim TC Anayasa’sının 73. maddesinde “vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” hükmü öngörülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.04.2017 tarihli ve 2017/1-1201 Esas, 2017/716 Karar sayılı içtihatında açıklandığı üzere; Yargı harcı devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, bu harçları ödemekle yükümlüdür.
3561 sayılı Kanun’un 2/4 maddesinde kayyımlıkla ilgili işlemler, her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır hükmüne yer verilmiş ise de burada yargı harçlarından bağışıklığa ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca Kanun’da kayyımlıkla ilgili işlemlerin parasal yükümlülüklerden bağışık olduğu belirtilmiş ise de açıkça yer verilmeyen yargı harcının bu bağışıklık içerisinde olduğunun kabulüne imkan yoktur.
Temyiz edenin sıfatı da dikkate alınarak davacı gerçek kişinin harçtan muaf olmadığı anlaşılmakla harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru değil değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamış, hükmün (2) numaralı fıkrasının HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle davalı kayyım vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle hükmün (2) numaralı fıkrasının tamamının hükümden çıkartılarak yerine “Başlangıçta alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına” ibaresinin yazılmak suretiyle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HMK’nin 304. maddesi (1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.