YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4902
KARAR NO : 2019/8046
KARAR TARİHİ : 25.09.2019
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 8. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince ön inceleme aşamasında reddine karar verilmiş, istinaf kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce bu karar bozularak Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusu incelenip esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, 05.05.2015 tarihinde mülkiyeti müvekkiline ait malların haczedildiğini öne sürerek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevaplarını bildirmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; İİK’nin 106. maddesine göre taşınırlarda satış isteme süresinin altı ay olup, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasının satış isteme süresini durdurmayacağı, haciz tarihi olan 05/05/2015 tarihinden itibaren yasal altı aylık süre içerisinde satış istenmediği, bu itibarla İİK’nın 110. maddesi gereği haczin kalkmış olduğu, istihkak davası için hukuken geçerli bir haczin bulunması gerektiği gerekçesi ile, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 28.03.2018 tarihli ve 2017/1947 Esas, 2018/614 Karar sayılı kararı ile; davalı alacaklı vekilinin gerekçeli istinaf dilekçesinin yasal süre geçtikten sonra dosyaya sunulduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355/1. maddesi gereğince istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak kamu düzenine aykırılık görülen hususların resen gözetileceği gerekçesi ile davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 352-(1). maddesi uyarınca ön inceleme aşamasında reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairenin 17.04.2019 tarihli ve 2018/11622 Esas, 2019/4271 Karar sayılı ilamı ile, İcra Mahkemesince verilen kararın davalı alacaklı vekiline 27/04/2017 tarihli duruşmada tefhim edildiği, davalı vekilinin İİK’nin 363. maddesi uyarınca süresi içinde, 04/05/2017 günü, HMK’nin 342/3. maddesine uygun olacak şekilde istinaf dilekçesi verdiği halde, İcra Mahkemesi kararının tebliğ edildiği 11.05.2017 tarihinden sonra istinaf gerekçelerini içeren gerekçeli istinaf dilekçesinin süresi geçtikten sonra 23.05.2017 tarihinde verildiği, her ne kadar davalı tarafça gerekçeli istinaf dilekçesi süresinde verilmemiş ise de, İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekiline tefhim edilmiş ve süresinde süre tutum dilekçesi verilmekle, istinaf isteminin süresinde yapıldığının kabulünün gerekeceği, buna göre, Bölge Adliye Mahkemesince, süresinde istinaf (süre tutum) dilekçesi verildiği halde, incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın HMK’nin 352. maddesi gereği istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, istinaf kararı davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
… 6.İcra Müdürlüğünün 2015/534 Esas sayılı dosyası üzerinden 05.05.2015 tarihinde yapılan hacze ilişkin olarak üçüncü kişi, prosedür uygulanmadan 11.05.2015 tarihinde eldeki davayı doğrudan açmıştır. İİK madde 106’ya göre, alacaklı haczedilen taşınır malın satışını altı ay içerisinde istemek zorundadır. Aksi halde İİK madde 110’a göre taşınır mal üzerindeki haciz kendiliğinden düşer. Ancak haczedilen mal hakkında, İİK madde 97/8 gereğince istihkak davası açılır ise, satış isteme süresi işlemez.
Somut olayda, süresi içinde istihkak davası açılmış olduğundan, hacizler halen geçerli olup, işin esasına girilerek hüküm verilmesi gerekirken ve bu husus resen görülmesi gereken kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir husus olmasına rağmen haczin kalkmış olduğundan kaldırılmasına ve davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebepten dolayı İlk Derece Mahkeme kararının BOZULMASINA, … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.