Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/13922 E. 2019/9075 K. 16.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13922
KARAR NO : 2019/9075
KARAR TARİHİ : 16.10.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiş, bu kez davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Lübnan vatandaşı olan davacılar dava dilekçesinde, Türk Vatandaşı olan …. oğlu 1901 doğumlu… ile Lübnan nüfus kayıtlarında babaları olan 1903 doğumlu… El Hage Badreddıne’nin aynı kişi olduğunu ileri sürülerek bu yönde tespit kararı verilmesini istemişler; İlk Derece Mahkemesince, davanın ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince idari bir işleme teşkil etmek üzere adli yargıda tespit kararı verilemeyeceği saptanarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun değişik gerekçeyle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın usulden reddine dair kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, Lübnan’daki kayıtlarda davacıların babası olarak kayıtlı kişi ile ve Türkiye’de nüfusa kayıtlı kişinin aynı kişi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106.maddesinde, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun tespit davası yolu ile mahkemeden istenebileceği, Türk Medeni Kanunu’nun 30. maddesinin 2. fıkrasında ise, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durumun her türlü kayıtla ispat edileceği, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu 36.maddesinin 1/c bendine göre ise tespit davalarının, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil edeceği hükmünü içermektedir.
Mahkemece verilecek tespit kararı ile vatandaşlık alma durumu yanında Türk Vatandaşı olan…oğlu 1901 doğumlu…’in mirasçısı olma durumu da söz konusudur. Dolayısı ile verilecek karar ile salt vatandaşlık alma durumunun söz konusu olmadığı, davacıların böyle bir dava açmakta hukuki yararlarının da olduğu açık olduğundan davanın usulden reddi yerine esastan incelenmesi gerekmektedir.
Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve nüfus kayıtlarına yönelik tespit davaları kamu düzeni ile yakından ilgili olduğundan, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır. Bu bakımdan hakim re’sen araştırma ilkesinin sonucu olarak kendiliğinden delil toplama yetkisine sahiptir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile iddianın ileri sürülüş şekline göre Türk vatandaşı olan…; … İli …. Mahallesi Cilt No:8, Hane No: 115, BSN: 4 ile… oğlu Şıhmüslim ve … ve…’dan olma 1901 doğumlu olarak 06.03.1906 tarihinde nüfusa tescil edilen… olduğu, medeni halinin bekar olduğu, ölüm sebebi ile nüfus kaydının kapalı bulunduğu, birden fazla kardeşinin bulunduğu, bunların bir kısmı hakkında ölüm araştırması olduğu, bir kısmının öldüğü, diğerlerinin ise kayıtlarının kapalı olduğu… kayıtlarda ise davacıların babası olan… El Hage Badreddine’nin 1903… doğumlu olduğu, babasının Moussallem, annesinin ise… olduğu, … ile evliliğinden davacıların doğdukları anlaşılmaktadır.
Bu sebeple yapılacak iş, öncelikle DNA incelemesine esas teşkil edecek şekilde davacılar ile Türk Vatandaşı olan … 1901 doğumlu…’in kardeşlerinin herhangi biri veya birkaçından alınacak örnek ile (ölmüş iseler feth-i kabir yapılarak) iddia ile ilgili rapor alınarak, verilecek karardan hakları etkilenecek olanlarında davalı sıfatı ile davaya katılımları sağlanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın usulden reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesi’nin 11.05.2017 tarih ve 2017/465 Esas, 2017/448 Karar sayılı istinaf isteminin kabulü ile davanın usulden reddine dair hükmün 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK’nin 373/2. maddesi gereği kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene davacılara iadesine, 16.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.