YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5063
KARAR NO : 2019/10649
KARAR TARİHİ : 27.11.2019
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 04.05.2017 tarihli ve 2017/18 Esas, 2017/303 Karar sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı 01.08.2008 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 25.12.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 4.000,00 USD’den 2015 yılı Temmuz ayından Aralık ayına kadarki 6 aylık 24.000,00 USD kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 29.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu şirket vekili 05.01.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, takibi başlatan …’nın murisi … ile … Turizm San ve Tic. Ltd. Şti. arasında 01.05.2008 başlangıç tarihli kira kontratı bulunduğunu, ardından asıl kiracı … Turizm şirketi ile müvekkili şirket arasında 01.04.2009 tarihinde alt kira sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirketin bugüne kadar tüm kira bedellerini aralarındaki kira sözleşmesi gereğince … Turizm şirketine ödediğini, bu durumda müvekkili şirketin işgalci sayılması hukuken mümkün olmadığından ecrimisil istenmesinin de hukuki dayanağı olmadığını, müvekkili şirketin kira sözleşmesine dayanarak taşınmaza ciddi yatırım yaptığını, ayrıca taşınmazın kirasının 4.000 USD olmadığını, ödeme emri ekindeki kira sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere aylık kiranın “TL” olarak belirlendiğini bildirerek borca ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı kiralayanın sözleşmesini dava dışı … Turizm Ltd.Şti. ile yaptığı, davalı … Ltd.Şti.nin alt kiracı olduğu, sözleşmesini kiracı … Ltd.Şti. ile yapmış olup, ödemelerini bu şirkete yapmakta olduğu, kiralayan ile bir ilişkisi olmadığı, bu hali ile kiralayan ile kiracı …. Şirketi arasındaki sözleşme, aylık kira miktarı, talep edilen kira alacağı, kiracı …. şirketi ile alt kiracı davalı şirket arasındaki sözleşmeler gözönüne alındığında talep yargılamayı gerektirdiğinden, davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının itirazında davacının kiracısı ile aralarında alt kira sözleşmesi olduğunu ve kiraların tamamının dava dışı kiracıya ödendiğini belirttiği, kira sözleşmesinin varlığını ispat külfetinin kiraya verene, kira bedelinin ödendiğini, mecurun usulünce tahliye edildiğini ispat külfetinin kiracıya ait olduğu, davacının yapmış olduğu takibe davalının itiraz ettiği, itirazın kaldırılması için İİK’nun. 68. maddesinde yazılı belgelerden biri ile alacağını ispat edemediğinin anlaşıldığı, incelenen mahkeme kararı HMK’nın 353/1-b/1 maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, istinaf sebepleri yerinde olmadığından başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
İcra takibi ile borca itiraz üzerine icra mahkemesinde açılan itirazın kaldırılması davası, birbirini tamamlayan ve bütünlük arz eden takip hukuku işlemleridir. Davalı borçlular adına icra takibine itiraz, dosyada vekaletnamesi bulunan vekili Av. … tarafından yapılmış olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince duruşma günü ve dava dilekçesi vekil yerine davalı asile tebliğ edilmiştir. Tebligat Kanunu’nun 11.maddesi ve Avukatlık Kanunu’nun 41.maddesine göre vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup hakim tarafından resen gözetilmelidir. Bu durumda, dava dilekçesi ve duruşma günü davalı vekiline tebliğ edilerek, usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, vekil yerine asile tebligat yapılmak suretiyle, taraf teşkili sağlanmadan, davalı borçlunun savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.