Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/1646 E. 2020/3115 K. 08.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1646
KARAR NO : 2020/3115
KARAR TARİHİ : 08.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı; 364 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı ortalama 70 m2 civarındaki evin kendisi tarafından inşa edildiğini, bahsi geçen taşınmaz üzerindeki bütün meyve ağaçlarının da kendisi tarafından dikildiğini belirterek, açılan oraklığın giderilmesi davasında hak kaybına uğramaması için ev ve ağaçların tarafına ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar… davayı kabul ettiklerini bildirmiştir.
Davalı … ve … öninceleme duruşmasında davayı kabul etmediklerini bildirmişler ve bir sonraki celse kabul beyanında bulunmuşlardır. Ön inceleme duruşma zabtında davalı …’nın imzası bulunmamaktadır.
Diğer davalılar … ve … cevap dilekçesi vermemiş ve yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve davalılardan … ile …’un kabul beyanında bulunmaması nedeniyle yargılama giderinin tamamından sorumlu olmaları gerektiği, davalılardan … ve …’ın ise harçtan kısmen sorumlu olacakları, diğer davalıların ise davayı ilk celse öncesinde kabul etmeleri ve davanın açılmasına sebep olmamaları nedeniyle yargılama masrafı ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıkları sonucuna varılarak hüküm kurulmuş olup; karar, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 364 parselin taraflar adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, 364 parselin de aralarında bulunduğu birden çok taşınmazın dava konusu olduğu ortaklığın giderilmesi davasında, 364 parsele ilişkin tefrik kararı verilerek ayrı bir esasa kaydedildiği diğerleri hakkında ise satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşe göre; muhdesatın tespiti davalarında, ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışındaki paydaşların davada taraf olması gerekmektedir.
Bu açıklama ışığında somut olaya bakıldığında; satış suretiyle ortaklığın giderilmesi kararında, davalı …’nın muhdesat iddiasını kabul ettiği belirtildiği halde; ortaklığın giderilmesi dosyası getirtilerek davalıların dava konusu muhtesatlara ilişkin kabul beyanları bulunup bulunmadığı üzerinde durulmadan, ortaklığın giderilmesi davasında kabul beyanında bulunan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği; zira ortaklığın giderilmesi davasında kabul eden davalılara karşı mudesatın tespiti davasının açılamayacağı hususları nazara alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2. Kabule göre de; bilindiği üzere, muhdesatın tespiti davalarında, davanın konusu (müddeabih) ve değeri, davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup, buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nin 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapudaki payı gözönünde bulundurularak sorumlu tutulması gerekir. Davaya konu taşınmazda davalı … tapuda, paylı mülkiyet halinde maliktir. Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nin 326/2. maddesi uyarıca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden yukarıda ifade edilen ilkeler doğrultusunda her bir davalının sorumlu olduğu yargılama gideri ve vekalet ücretinin ayrıntılı ve infaza elverişli şekilde belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’nın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.