YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5367
KARAR NO : 2019/9691
KARAR TARİHİ : 31.10.2019
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyım Atanması
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kayyım adayı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Asliye hukuk mahkemesine açılan dava ile; … İlçesi Sahraicedit Mahallesi 440 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki ipoteğin fekki ile adres ve kimlik bilgileri tespit edilemeyen ipotek alacaklısı Mehmet’e kayyım atanmasını istemiş, Asliye Hukuk Mahkemesince kayyım atanması talebi yönünden görevsizlik kararı verilmesi sonrası Sulh Hukuk Mahkemesince atanması talebi değerlendirilmiştir.
Mahkemece verilen ilk karar ile, talebin 3561 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği, somut olayda 4721 sayılı TMK’nin 426. maddesinde sayılan hallerin de olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile kayyım adayı gösterilen … vekili davalı Tapu Sicil Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.01.2018 tarihli ve 2017/7634-2018/472 sayılı ilamı ile İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ipoteğin fekki davası nedeni ile TMK’nin 426. maddesi uyarınca temsil kayyımı atanması istendiği hususu dikkate alınarak, kayyım adayları arasından seçilecek bir kişinin kayyım olarak atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek Mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu derdest olup taraf teşkili için kayyım atanması beklenen İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/309 Esas sayılı dosyası için re’sen ve takdiren kimlik bilgilerine ulaşılamayan Mehmet isimli şahıs için TMK’nin 426-427 ve 3561 sayılı Yasa gereği ilin en büyük mal memuru olan İstanbul Defterdarlığının temsil ve yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiş, bu defa kayyım atanan … vekili tarafından Mahkeme kararı temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın Türk Medeni Kanun’un 426. maddesi kapsamında, ipotek alacaklısına temsil kayyımı atanması istemi mi, yoksa 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 427. maddesi ile 3561 sayılı Kanun kapsamında yönetim kayyımı atanması istemine ilişkin olup olmadığıdır.
TMK’nin 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımı atanmasını gerektiren üç sebep gösterilmiş olup bunların ilki; ergin bir kişi hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse; ikincisi, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa; üçüncüsü ise, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa vesayet makamınca adı geçen kişiye temsil kayyımı atanacaktır.
Yönetim kayyımlığı ise 427. madde de düzenlenmiş olup amaç, gerekli olan yönetimden yoksun kalan ve yönetimi başkaca yollarla sağlanamayan malvarlığının yönetilmesidir. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yerde bilinemezse bu kişinin mallarının yönetimi için yönetim kayyımı atanır. Yönetim kayyımı atanmasını gerektiren diğer haller ise madde de dört bent halinde sayılmıştır, bu hallerden birinin mevcut olması halinde de yine vesayet makamı tarafından kişiye yönetim kayyımı atanacaktır.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2/1.maddesinde ise, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçıya ait payın resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamının bu kimselerin malları üzerinde Hazine’nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştıracağı, Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin edeceği hükme bağlanmıştır.
Dairenin bozma ilamında açıklandığı üzere; TMK’nin 426. maddesinde temsil kayyımlığı düzenlenmiş ise de kayyım olarak atanacak kişi belirtilmediği, Mahkemece kayyım adayları arasından TMK’nin 426.madde gereği ipoteğin fekki davasında ipotek alacaklısını temsil etmek temsil kayyımı atanması gereğine işaret edilerek davanın TMK’nin 426.maddesi kapsamında temsil kayyımı atanması olduğu belirtilmiştir.
Temsil ve yönetim kayyımlığı yukarıda verilen kanun maddelerine göre, atanma şartları ile sona ermesi bakımından farklı hükümlere tabi olduğu açıktır. Her iki kayyımlık türünde de kayyım atanması için maddelerde tahdidi olarak sayılan sebeplerin varlığı gereklidir. Yine kayyımlığın sona ermesi bakımından her iki kayyımlık türü farklı hükümlere tabi olup, temsil kayyımlığı, Türk Medeni Kanun’un 477/1. maddesi uyarınca, işin tamamlanmasıyla kendiliğinden; yönetim kayyımlığı ise 477/2. madde gereği kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasını gerektiren sebeplerle vesayet makamının kararıyla sona erer.
Somut uyuşmazlıkta Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda TMK’nin 426.maddesi gereği en büyük mal memurunun kayyım atanmasının yasal bir zorunluluk olmadığı da dikkate alınarak kayyım adayları arasından temsil kayyımı atanması gerekirken temsil kayyımlığının yanı sıra atanma şartları ile kayyımlığın sona ermesinin de farklı hükümlere tabi olduğu TMK’nin 427.maddesi ile 3561 sayılı Kanunun kapsamında İstanbul Defterdarının yönetim kayyımı atanması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Kayyım atanan … vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.