Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/6954 E. 2020/3356 K. 11.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6954
KARAR NO : 2020/3356
KARAR TARİHİ : 11.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil (Harici Satış Ve TMK’nin 713/2. Maddesindeki Kayıtlı Malikin Ölü Olması Nedeniyle Tapunun Hukuki Değerini Yitirmesi Sebebine Dayanan)

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün … Terekesi Temsilcisi davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 3013 parsel sayılı taşınmazın evvelce … adına tapuya kayıtlı iken bu kişinin taşınmazı harici senetle …’a devrettiğini, …’ın da kendisine ait bir başka taşınmazla birlikte bu taşınmazı 03.12.1960 tarihinde muhtarlık senedi ile haricen satışla müvekkillerinin murisleri olan …’a devretttiğini, dava konusu taşınmazın 1960 yılından beri nizasız ve fasılasız olarak önce sağlığında vekil edenlerinin murisi … tarafından ve onun ölümü üzerine de daha sonra da onun mirasçıları olan müvekkileri tarafından malik sıfatıyla zilyet edilerek kullanıldığını ve kullanılmaya da devam edilmekte olduğunu, harici satışı yapan tapu malikinin 20 yılı aşkın bir süre önce öldüğünü, onun mirasçılarının tapuda adlarına intikal yaptırmadıkları gibi aradan geçen süre içinde vekil edenlerinin taşınmaza malik sıfatıyla zilyet ederek kulllanmalarına itiraz etmediklerini, tapu kaydında malik olarak görünen kişinin ölmüş olması sebebiyle tapunun hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak TMK’nin 713/2. maddesindeki tapu malikinin ölü olması nedenine dayalı olarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini ve taşınmazın, vekil edenlerinin veraset ilamındaki paylarına göre adlarına tescilini talep etmiştir.
Davalılar kendilerine usulüne uygun tebligatlara rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamışlar ve duruşmalara da katılmamışlardır.
Mahkemece “… 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 fıkrasında tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz şeklinde düzenleme getirdiği, dava konusu edilen taşınmazların incelemesinde kadastro tutanağının 28.08.1970 tarihinde kesinleştiği, davanın 14.10.2010 tarihinde açıldığı, davacı vekilinin iddiasının 03.12.1960 tarihli harici satış sözleşmesine yani kadastro öncesi nedene dayandığı ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürelerin kamu düzeninden olduğu ve mahkemelerce, ileri sürülmese dahi re’sen dikkate alınması gerektiği…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, … terekesi temsilcisi davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TMK’nin 713/2. maddesindeki ölüm ve zilyetlik nedenine dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Somut olayda, Mahkemece harici satışın kadastro tespit tarihi öncesine dayanması ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle tespit öncesi istek bakımından davanın reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
HMK’nin 33. maddesine göre davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. Somut olayda davacı tarafın dava dilekçesindeki maddi olayları anlatımından ve iddianın ileri sürülme biçiminden tapu maliki ve davalıların murisi …’in dosya kapsamından 15.01.1979 tarihinde öldüğü, mirasçı olan davalıların ise tapuda adlarına intikal yaptırmadıkları, kayıt malikinin ölüm tarihinden itibaren 20 yıl geçtiği ve davacı tarafın TMK’nin 713/2. maddesindeki tapu malikinin ölmüş olması nedenine dayalı olarak da tapu iptali ve tescil talebine dayandığına göre mahkemece tespit sonrası bu talep hakkında da iddia ve savunma çerçevesinde toplanan delillere göre TMK’nin 713/1 ve 2. fıkraları gözetilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği halde bu hususun gözden kaçırılarak bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle … terekesi temsilcisi davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.