Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/352 E. 2019/9731 K. 31.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/352
KARAR NO : 2019/9731
KARAR TARİHİ : 31.10.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.10.2017 tarihli ve 2016/12114 Esas, 2017/13883 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı alacaklı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili, 27.08.2009 tarihinde trafik kaydına haciz konulan … plakalı aracın noterde yapılan sözleşme ile hacizden önce 7.8.2009 tarihinde satın alındığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile müvekkiline ait araç üzerindeki haczin kaldırılmasını, %15 tazminatın tahsilini, karşı davanın reddini dava ve talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı alacaklı vekili, davanın süresinde açılmadığını, satışın mal kaçırma amacıyla yapıldığını belirterek istihkak davasının reddini, karşı dava olarak davacıyla borçlu arasındaki araç satışına ilişkin tasarrufun iptalini istemiştir.
Mahkemece ilk yapılan yargılama sonunda, dava konusu aracın 27.08.2009 tarihli hacizden önce satın alındığı, davacı ile borçlu arasında ticari ilişki olduğu, borçlunun aracı satmadan önce davacıya borç bakiyesinin bulunduğu gerekçesiyle davacının istihkak davasının kabulüyle araç üzerindeki haczin kaldırılmasına, davacının tazminat talebinin reddine, borçlunun alacaklılara zarar verme amacıyla hareket ettiği, satışın alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yapılmış danışıklı işlemlerden olduğuna ilişkin kanaat oluşmadığından tasarrufun iptaline ilişkin karşı davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili ve davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04.11.2011 tarihli ve 2011/152 Esas, 2011/7901 Karar sayılı ilamı ile, davalı-karşı davacı alacaklı Bankanın harçtan muaf olmadığı, karşı davacı vekiline maktu başvuru harcı ile dava konusu aracın değeri üzerinden hesaplanacak nispi karar ilam harcının %0 59’nun 1/4’nü peşin olarak yatırması için süre verilmesi, harç yatırıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken bu yöndeki eksiklik giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı, karşı dava dilekçesinde borçlu … davalı olarak gösterildiği halde karar başlığında isminin geçmediği ve dava dilekçesinin borçluya tebliğ edilmediği, bu şekilde taraf teşkili sağlanmadan kurulan hükmün de doğru görülmediği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, davacı üçüncü kişi ile davalı borçlu arasında ticari ilişki olduğu, davalı borçlunun dava konusu aracı davacı üçüncü kişiye satmadan önce davacıya borç bakiyesinin olduğu, dava konusu aracın kaydı üzerine hacizlerin 21.8.2009 tarihinden sonra konulduğu gerekçesiyle davacının istihkak davasının kabulüyle araç üzerindeki haczin kaldırılmasına, davacının tazminat talebinin reddine, borçlunun alacaklılara zarar verme amacıyla hareket ettiği, satışın, alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yapılmış danışıklı işlemlerden olduğuna ilişkin kanaat oluşmadığından tasarrufun iptaline ilişkin karşı davanın reddine karar verilmiş, hükmün davalı-karşı davacı alacaklı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarihli ve 2012/11563 Esas, 2012/13096 Karar sayı ilamı ile, Mahkemece öncelikle borçlunun mevcut ve alacaklı tarafından haciz konulan malvarlığının takip konusu borcu karşılayıp karşılamadığı belirlenerek borcu karşılamadığının tesbiti halinde (takip konusu alacak gerçek bir alacak olup, borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olması şartları mevcut olduğundan) davalı borçlu ile davacı-karşı davalı üçüncü kişi şirket arasındaki 07.08.2009 tarihli … plakalı araç satış sözleşmesinin İİK’nin 278, 279 (dava konusu aracın davacı üçüncü kişi tarafından borçludan olan alacaklarına mahsuben alındığı savunulduğundan bu durumun İİK’nin 279/2 madde gereğince mutat ödeme olup olmadığının değerlendirilmesi) ve 280.madde kapsamında (davacı üçüncü kişinin borçludan alacaklı olduğu bilirkişi raporuyla belirlendiğinden davacı üçüncü kişinin borçlunun durumunu bilebilecek kişilerden olup olmadığı, dava konusu aracın ticari araç olması nedeniyle İİK’nin 280/3 madde gereğince dava konusu aracın ticari işletme vaya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamının veya mühim kısmının devri olup olmadığının tesbiti) iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisinin isabetli olmadığı gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca, dava konusu aracın hacizden önce Noterlikçe düzenlenen sözleşme ile davacı üçüncü kişiye devredilmesinin, davalı borçlunun davacı üçüncü kişiye olan borcunun ödenmesi amacıyla gerçekleştirildiği, zira araç bedelinin borçtan mahsup edildiği, yine bu ödeme şekli mutat bir ödeme şekli olup, işletmenin aktif varlıkları itibariyle ticari işletmenin tamamının ya da önemli bir kısmının devri niteliğinde olmadığı gerekçesi ile istihkak davasının kabulüne, davalı alacaklının tasarrufun iptaline yönelik davasının reddine karar verilmiş, kararı davalı-karşı davacı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 26.10.2017 tarihli ve 2016/22114 Esas, 2017/13883 Karar sayılı ilamı hükmün onanmasına karar verilmiş, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davası ile alacaklının karşı dava olarak İİK’nin 97/17. maddesi gereğince açtığı tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
1.Davalı-karşı davacı alacaklı vekilinin asıl davaya yönelik karar düzeltme isteminin incelenmesinde, düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan Mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUMK’un 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK’nin 366. ve HUMK’un 442. maddeleri uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı-karşı davacı alacaklı vekilinin karşı davaya yönelik karar düzeltme isteminin incelenmesinde,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 2. fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” hükmüne, 150.maddenin 5.fıkrasında ise; “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda ise, 18.04.2013 tarihli celseye duruşma gününden haberdar olan davalı-karşı davacı alacaklı vekilinin katılmadığı, Mahkemece aynı celsede “karşı davacı …A.Ş vekilinin duruşma gün ve saatinden haberdar olduğu halde gelmediği, mazeret bildirmediği veya kendisini bir başka vekille temsil ettirmediğinden dosyanın HMK’nin 150 maddesi uyarınca yenileme süresi doluncaya kadar işlemden kaldırılmasına” karar verildiği, anılan ara kararından sonra karşı dava yasal süresi içerisinde yenilenmediği gibi karşı davacı alacaklı vekilinin 21.04.2014 tarihli dilekçesinde “ 18.04.2013 tarihli duruşmada karşı dava olarak açılan davamız hakkında HMK’nin 150. maddesi gereğince yenileme süresi doluncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Yasal süre geçmesine rağmen dava yenilenmemiştir. Dosyanın 19.09.2013 tarihli duruşmasında, 27.11.2012 tarihli Yargıtay kararı doğrultusunda dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay kararı doğrultusunda bilirkişiye, defter ve kayıtları inceleyerek, haciz konulan mal varlığının borcu karşılayıp karşılamadığı, davacı üçüncü kişinin borçlunun durumunu bilebilecek kişilerden olup olmadığının tespiti, yapılan ödemenin mutat ödeme olup olmadığı konularında inceleme yapma yetkisi verilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan inceleme işlemden kaldırılan tasarrufun iptali davasına ilişkin olup, süresinde yenilenmediğinden açılmamış bir davaya ilişkindir. Karşı dava olarak açılan davamızın işlemden kaldırılmasına karar verildiğinden, tarafımızca yeniden davaya konu … plaka sayılı araca ilişkin tasarrufun iptali davası açılmıştır. “ şeklinde beyanda bulunulduğu anlaşılmıştır.
O halde Mahkemece HMK’nin 150/5. maddesi uyarınca karşı davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekirken işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamış, bu nedenle davalı-karşı davacı alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin karşı davaya yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile; Dairemizin 26.10.2017 tarihli ve 2016/22114 Esas, 2017/13883 Karar sayılı onama ilamının karşı dava yönünden kaldırılmasına, Mahkeme kararının yukarıda yazılı gerekçe ile İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin asıl davaya yönelik karar düzeltme isteminin reddine, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 31.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.