Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6531 E. 2021/2653 K. 01.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6531
KARAR NO : 2021/2653
KARAR TARİHİ : 01.03.2021

Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e ve 29/1. maddeleri uyarınca 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına dair Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2015/725 Esas, 2019/320 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.12.2020 tarihli ve 2020/17036 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2021 tarihli ve 2021/2845 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamelerde;
Dosya kapsamına göre; katılanı, diğer suç ortakları ile birlikte silahtan sayılan bıçakla kemik kırığına ve yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaralayan suça sürüklenen çocuk hakkında, birden fazla nitelikli halin (5237 sayılı Kanun’un 87/1-c ve 87/3) aynı olayda gerçekleşmesi nedeniyle, anılan Kanun’un 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi gerektiği dikkate alınarak daha ağır cezayı gerektiren suç olan, yüzde sabit iz oluşacak şekilde yaralama nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-c, 87/1-son maddeleri gereğince ceza tayini gerektiği ve 5237 sayılı Kanun’un 87/3. maddesine göre ayrıca artırım yapılamayacağı gözetilerek anılan Kanun’un 86/1. maddesine göre alt sınırdan uzaklaşılarak ceza belirlenmesinden sonra aynı Kanun’un 86/3-e ve 87/1-c maddelerine göre cezanın artırılması, bulunan cezanın 5 yılın altında kalması halinde 5237 sayılı Kanun’un 87/1-son maddesine göre 5 yıla çıkarılması ve bundan sonra indirim maddelerinin uygulanması yerine anılan Kanun’un 86/1, 86/3-e, 87/3. maddelerinin tatbikinden sonra aynı Kanun’un 87/1-c maddesi uygulanarak hatalı uygulama yapılmasında;
Kabule göre de;
1) Kayden 03.01.1996 doğumlu olup, suçun işlendiği 28.06.2012 tarihinde 18 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında,
2) 5237 sayılı Kanun’un 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında, aynı Kanun’un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde,
3) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesinde “(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir.” hükmü yer almasına rağmen, suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanun’un 35/1. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden hüküm kurulmasında,
4) Suçun işlendiği 28.06.2012 tarihinde 18 yaşından küçük bulunan suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca, Çocuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3 ve 5. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilerek dosyanın Çocuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Oluşa ve dosya içeriğine göre, suça sürüklenen çocuk ile sanık …’nin aynı fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde mağdura saldırdıkları ve fiil üzerinde ortak hakimiyet kurdukları anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun da mağdurda meydana gelen kemik kırığına ve hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaralamadan sorumlu tutularak hakkında hayati tehlikelik yaralamadan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 87/1-son maddelerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülmesi isabetsizdir.
Bununla birlikte suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olmasına göre suça sürüklenen çocuk hakkındaki davaya, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 26/1. maddesi uyarınca, Çocuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiği halde Çocuk Mahkemesi sıfatıyla bakılmamasında ve cezasında 5237 sayılı TCK’nin 31/3. maddesine göre indirim yapılmaması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. maddesi gereğince sosyal inceleme raporu aldırılmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi kararda gösterilmeden hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2015/725 Esas, 2019/320 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesinin (b) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.