Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2018/4122 E. 2020/5243 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4122
KARAR NO : 2020/5243
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından, HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan …’in 344 parsel ( yeni 103 ada 84 parsel) sayılı taşınmazdaki payını mirastan mal kaçırma amacıyla önce dava dışı 3. bir kişiye satış suretiyle devrettiğini, bu kişinin de mirasbırakanın oğlu davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazdaki payı bedeli karşılığında satın alındığını, zamanaşımı süresinin geçtiğini, iyi niyetli olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasbırakanın dava dışı oğlu Hüseyin’e velayeten işlemi yaptığı, iddianın ancak … tarafından açılabilecek velayetin kötüye kullanılması davasında ileri sürülebileceği gerekçeleri ile davanın reddine ilişkin karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi tarafından, mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki tüm paylarını 1985 yılında devrettiği, daha sonra yaşı küçük oğlu dava dışı Hüseyin’e velayeten hisse satın aldığı, yine bu payları …e velayeten dava dışı 3. kişiye devrettiği, bu kişi tarafından da davalıya satış suretiyle temlik edildiği, dava konusu payın mirasbırakandan gelmediği gerekçeleri ile HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’in 03.11.2013 tarihinde vefatı ile geride mirasçı olarak davacı çocukları ….,…,…,…,…,…,…,… davalı oğlu …. dava dışı çocukları … ,… Hüseyin ile kendisinden sonra vefat eden oğlu …ın mirasçıları dava dışı …,…,….,…,….,…. ve …’yi bıraktığı; mirasbırakanın dava konusu taşınmazdaki tüm paylarını (379.401/2.759.680) 14.08.1985 tarihinde dava dışı …’a satış suretiyle devrettiği, …’in 10.05.2004 tarihinde dava konusu taşınmazdaki 181.300/2.759.680 payı mirasbırakanın oğlu dava dışı Hüseyin Keskiner’e satış suretiyle devrettiği, …’in vefatından sonra mirasçılarının 10.05.2006 tarihinde 134.601/2.759.680 payı …’e satış suretiyle devrettiği, …’in toplam 315.901/2.759.680 payı dava dışı …’a sattığı, …’in yaşının küçük olması nedeniyle alım-satım işlemlerini velayeten mirasbırakan ….,….nin yaptığı, nihayetinde …’in 315.901/2.759.680 payını mirasbırakanın oğlu davalı …’e satış suretiyle devrettiği kayden sabittir.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır
Somut olayda, davacılar mirasbırakan tarafından ilk el …’a yapılan temlik ile bundan sonra yapılan temliklerin muvazaalı olduğu iddiası ile eldeki davayı açtıklarına göre, ilk el…’e yapılan temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı yönünde yöntemince bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile yetinilerek karar verilmesi hatalıdır.
Hal böyle olunca, öncelikle ilk el …’a mirasbırakan tarafından yapılan temlik yönünden yukarıdaki ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, taraf tanıklarının bu yönde yeniden dinlenmesi, toplanan ve toplanacak delillerle birlikte sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir.
Davacılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.