Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/1609 E. 2021/2884 K. 02.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1609
KARAR NO : 2021/2884
KARAR TARİHİ : 02.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik mağdur vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mağdurun suç tarihinde 8 yaşında olduğu, sanığın mağdurun annesi olması nedeniyle mağdur adına şikayet hakkının ve kamu davasına katılma yetkisinin kanuni temsilcisi olan babası …’e ait olduğu, mağdurun babasının duruşmada sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdur vekilinin temyize hak ve yetkisi bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a)Oluşa, tüm dosya kapsamına, sanığın ikrarına, mağdurun istikrarlı beyanlarına göre, sanığın üzerine atılı kasten yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, “sanığın tokat atmasından ibaret eyleminin kızını tedip hakkı sınırları içerisinde kaldığı” şeklinde yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
b)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama
usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c)21.11.2007 doğumlu olup suç tarihinde 8 yaşında olduğu anlaşılan beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan mağdura karşı işlediği nazara alınarak sanığa, iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanma ihtimaline binaen 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınarak, birden fazla nitelikli hal ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, suçun işleniş biçimi, kastının yoğunluğu ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK’nin 3. maddesindeki “cezada orantılılık ilkesi” gereği, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.