Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/122 E. 2021/2471 K. 18.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/122
KARAR NO : 2021/2471
KARAR TARİHİ : 18.03.2021

DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
MAHKEMESİ : Marmara Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Marmara Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.03.2018 tarihli ve 2016/119 Esas, 2018/.36 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10, Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı … vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, 1289 parselde kayıtlı, 265 metrekare alanlı, bahçeli kargir ev niteliğindeki taşınmazın davacılar ile davalıların murisi …’ye ait olduğunu, dava konusu 1289 sayılı parselin doğu tarafında bulunan iki katlı evin mülkiyetinin alt katının …, üst katının … adına; batı kısmında bulunan iki katlı evin ise mülkiyetinin davacı … adına tespitine karar verilmesini istemiştir .
Davalılar, davaya süresinde cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf talebi esastan reddedilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir .
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir .
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1289 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak murisi …’den taraflara intikal ettiği, taraflar arasında görülmekte olan izaleyi şuyu davası bulunduğu , davacı yanca tanık deliline dayanıldığı ve altı tanık ismi bildirildiği, davalılarca davaya cevap verilmediği ancak davalılardan …’nin bilahare tanık bildirdiği ve bir tanığının dinlendiği, davacının tanıklarının ise dinlenmediği, yerel mahkemece mahalli bilirkişi beyanları da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği, bölge adliye mahkemesince de istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği ve salt harç hesabı yönünden düzeltme yapılarak yeniden hüküm kurulduğu sabittir.
1.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber; kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir ” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir .
İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir .
Bu nedenle somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedildiği , salt harç hesabı yönünden düzeltme yapılarak yeniden hüküm kurulduğu durumda dahi, öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilip bilahare HMK’nin 353/1-b.2 kapsamında yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
2.Bundan ayrı, incelenmekte olan olayda, tanık dinlenilmeden yerel bilirkişi beyanları esas alınarak hüküm kurulmuştur. Bu tür davalarda, muhdesatın kimin tarafından meydana getirildiğinin ispatı gerekir. Her ne kadar, muhdesatın kim tarafından meydana getirildiği araştırmasında mahalli bilirkişilerin verdiği bilgi ile yetinerek hüküm kurulmuş ise de, 6100 sayılı HMK’nin 266. (HUMK’un 275.) maddesinde hangi amaçla bilirkişilerin bilgisine başvurulacağı açıklanmıştır. Muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin ilk önce tanık sözleri ile tespiti şarttır. Bu yapılmadıkça mahalli bilirkişi sözleri tek başına davada hüküm vermeye yeterli olamaz . Mahalli bilirkişinin beyanları ancak taşınmazın sınırları, mevkii, niteliği hakkında kapsamlı bilgiler verir. Bunlardan başka, tanık sözleri ile tespiti gereken bir husus için tanık dinlenmeden bilirkişinin bilgisi ile yetinilip karar verilemez (HGK’un 30.03.l994 tarihli ve l993/8-939 Esas, l994/l76 Karar). Öte yandan, davacı , dava dilekçesinde açıkça tanık deliline dayandığına göre, öncelikle, taraflara tanıklarını liste halinde vermeleri için usule uygun kesin süre ve imkan verilmesi, belirlenen yerel bilirkişi listesinde yer alan kişiler ile taraf tanıklarının HMK’nin 240, 243 ve 259. maddeleri uyarınca davetiye ile keşif yerine çağrılarak, aynı Kanun’un 259/2 ve 290/2. (HUMK’un 259) maddeleri hükümleri uyarınca ve mümkün olduğunca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri gerekirken, mahalli bilirkişi beyanlarıyla yetinilerek hüküm tesis edilmiş olması da doğru değildir .
SONUÇ: Yukarıda (1-2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine , karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.