Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/3622 E. 2020/5449 K. 26.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3622
KARAR NO : 2020/5449
KARAR TARİHİ : 26.10.2020

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TENKİS

Taraflar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın … yönünden reddine, davalı … yönünden taleple bağlı kalınarak kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Dava, tenkis isteğine ilişkindir.Davacı, mirasbırakanı …’nin maliki olduğu 3, 14, 122 sayılı parseller ile 160 sayılı parselin 2/3 payını 25/09/2002 tarihinde torunu olan davalı …’e, 1847 sayılı parselin 1/2 payını ise kızı olan diğer davalı …’ye bağışladığını, muris ile aralarında dargınlık bulunduğunu, murisin tüm malvarlığını bağışlamak suretiyle yaptığı temliklerin saklı payına tecavüz ettiğini ileri sürerek saklı payına tecavüz eden temliklerin tenkisi ile davalıların seçimlik haklarını bedel ödemekten yana kullanmaları halinde belirlenecek bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınmasını istemiştir.Davalı …, murise sağlığında baktığını, bu nedenle çekişmeli 1847 sayılı parselin bağışlandığını, diğer parselleri ise davalı …’e bağışladığını bildirip davanın reddini savunmuş; diğer davalı …, davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında vekili aracılığıyla, seçimlik hakkını malın aynı yönünde kullandığını ve karşı tarafa bedel ödemek istediğini bildirmiştir.Mahkemece, davacının saklı payının ihlal edildiği gerekçesiyle davalı …’e yönelik davanın kısmen kabulüne, davalı …’e yönelik davanın ise davacının saklı payına tecavüz eden miktarın diğer davalıdan karşılandığı gerekçesiyle reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece “…Davacının, davalı …’ye yönelik temyiz itirazları ile davalı …’in tüm temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, Reddine… Davacının sair temyiz itirazlarına gelince;…hükme esas alınan 04/03/2009 tarihli bilirkişisi raporunda her taşınmaz yönünden oransal olarak ayrı ayrı sabit tenkis oranının gösterildiği ve Mahkemece, ayrı ayrı bulunan sabit tenkis oranları ile her bir taşınmaz değerinin çarpımı sonucu bulunan miktara hükmedildiği, ancak sabit tenkis oranı bulunurken, saklı paya tecavüz eden miktarın (net terekenin mirasçının saklı payı ile çarpımı sonucu bulunacak değer) temlike konu edilen tüm taşınmaz miktarına (davalılara devredilen taşınmazların murisin ölüm tarihi itibarıyla değerleri) bölünmesi şeklinde yol izlenmesi ve bulunan sabit tenkis oranı ile davalı …’e devredilen taşınmazların karar tarihindeki toplam değerin çarpımı sonucu bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporu ile sonuca gidilmiştir. Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alınmak suretiyle yeniden bilirkişi raporu alınması, davalı …’e devredilen taşınmazların karar tarihi itibariyle (en yakın tarih) değerlerinin belirlenmesi ve bu toplam değerin sabit tenkis oranı ile çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Bilindiği üzere, tenkis davalarında, dava dilekçesinde gösterilen değer tahmini ve harca esas sayılır. Bu nedenle dilekçede gösterilen değerle bağlı kalınmayacağı gibi, bu gibi durumlarda istekten çoğa karar verilmesi de mümkündür. Öyle ise, davacının dava dilekçesinde gösterdiği tahmini değeri mahkemece göz önünde tutulmayarak, keşif sonucu tespit edeceği değer üzerinden saklı payların hesap edilmesi gerekmektedir. Böylece belirlenen saklı pay tutarı üzerinden alınacak harcın mahkeme tarafından tespiti ile harç noksanı varsa Harçlar Kanunu 30. maddesi uyarınca ikmal ettirmek üzere davacı tarafa süre verilmesi gerekmektedir.Harçlar Kanununun 30.maddesi de “Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmü ile noksan tespit edilen değer üzerinden harcın tamamlanması için yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir.Somut olayda, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere sabit tenkis oranı bulunurken, saklı paya tecavüz eden miktarın (net terekenin mirasçının saklı payı ile çarpımı sonucu bulunacak değer) temlike konu edilen tüm taşınmaz miktarına (davalılara devredilen taşınmazların murisin ölüm tarihi itibarıyla değerleri) bölünmesi şeklinde yol izlenmesi gerekirken, her taşınmaz yönünden oransal olarak ayrı ayrı sabit tenkis oranının gösterildiği ve ayrı ayrı bulunan sabit tenkis oranları ile her bir taşınmaz değerinin çarpımı sonucu bulunan miktarın toplamının dikkate alındığı hatalı bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi, taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmış olması da doğru değildir.Öte yandan, usuli kazanılmış hak usul hukukunun vazgeçilmez temellerinden birisi olup, kamu düzeni ile ilgilidir. Ne var ki, usuli kazanılmış hak kuralının istisnalarından birisi de maddi yanılgıya dayalı bozma kararına uyulmuş olmasıdır. Bu kapsamda vurgulanmalıdır ki, maddi hataya dayalı olan bir bozma kararına uyulmuş olunması halinde usuli kazanılmış hakka değer verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, 14.03.2016 tarihli bozma ilamımızda davalılara yapılan temlik dikkate alınarak hesaplanan sabit tenkis oranı ile davalılara devredilen taşınmazların karar tarihindeki toplam değerinin çarpımı ile bulunacak miktara hükmedilmesi gerektiği yazılması gerekirken, sabit tenkis oranı ile sadece davalı …’e devredilen taşınmazların karar tarihindeki toplam değerinin çarpımı ile bulanacak miktara hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş ise de anılan hususun maddi hatadan kaynaklandığı ve maddi hatanın davalı lehine kazanılmış hak oluşturmayacağı kuşkusuzdur.Hal böyle olunca, mahkemece bilirkişiden ek rapor aldırılarak davalı …’e ve davalı …’ye kazandırılan taşınmazların karar tarihindeki veya karar tarihine en yakın tarihteki rayice göre değerlerinin belirlenmesi ve bu toplam değerin yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanan sabit tenkis oranı ile çarpımından bulunacak miktar üzerinden Harçlar Kanununun 30. maddesi uyarınca eksik harcı ikmal etmek üzere davacıya süre verilmesi, verilen süre içinde harcın ikmal edilmesi halinde, bu değer üzerinden davanın davalı … yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.Davacı vekilinin değinilen yönler itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 26/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.