Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/3722 E. 2019/9010 K. 15.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3722
KARAR NO : 2019/9010
KARAR TARİHİ : 15.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Ve Tescil Olmadığı Takdirde Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R
Davacı … vekili, davacı ile davalıların kardeş olup, annelerinden miras kalan 103 parselde kayıtlı taşınmazın diğer mirasçılarla birlikte tapuda elbirliği halinde maliki olduklarını, davacı ve davalıların bedel karşılığı miras hissesi satımı konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, davacının davalılara satım bedellerini Fransa’dan gönderdiğini, davalıların şuan tapu devrini yapmak istemediğini açıklayarak dava konusu tapu kaydında davalıların hissesinin iptali ile davacı adına tescilini, bu talepleri kabul görmez ise davalılara ödediği satış bedelinin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar …, Kame ile davalı … vekili, davanın reddini savunmuş olup, davalılar … ve … yargılama devam ederken hisselerini davacıya devretmişlerdir.
Mahkemece, davalılar … ve …’ye karşı açılan davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına, davalılar Kame, Muharrem ve …’ye açılan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlı olduğuna (TMK mad. 677/1), mirasçılar arasındaki devirler için söz konusu olan bu yazılı şeklin adi yazılı olarak yapılmasının yeterli bulunduğuna, somut olayda mirasçılar arasında yazılı miras payı devri olmadığından tapu iptal tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, miras payının devrine ilişkin sözleşmelerin geçerliliğinin noterlikçe düzenlenmesine bağlı olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş ise de sonucu itibariyle ret kararı yerinde olduğuna, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin esasa yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının dosyaya sunduğu banka dekontların hangi ilişkiye ilişkin ödeme yapıldığına dair bilgi içermemesi ve davacı tarafından aksi ispat edilemediğinden bir borca karşılık ödediğine ilişkin karine kapsamında kabul edildiği, ayrıca davalıların ödemeler konusunda zamanaşımı itirazında bulunduğu, ödeme tarihleri dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçeleriyle alacak isteğinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.
Yine, 07.06.1939 tarihli ve 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, “Taşınmazın haricen satışına ve satış vaadine ilişkin muameleler kanunen geçerli bulunmamış ise de, satıcının bu işte görevli memur önünde ferağın icrasını ve aksi takdirde almış olduğu bedelin geri verileceğini taahhüt etmiş ve alıcıyla aralarında kararlaştırılmış bulunan bedeli bu şartla satıcıya vereceğini üstlenmiş ise, bu gibi uyuşmazlıklar Borçlar Kanunu’nun 125. maddesine göre on yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı, ferağdan dönme ve vazgeçme tarihidir” denilmektedir. Şu halde, satıcı geçerli bir sözleşme yapmadığı takdirde aldığı satış bedelini geri vermeye mecburdur. Bu nedenle alıcı, satıcının ferağ vermesini bekler. Ferağ verme yönündeki ümidi kesildiği takdirde, verdiği parayı isteme hakkı doğar. İşte satış parasının geri verilmesi davalarında zamanaşımının başlangıcı bu ümidin kesildiği veya satışın yapılmasının imkan dahilinden çıktığı ya da tapuda devir yapma olanağının ortadan kalktığı tarih olmaktadır. Somut olayda, davacı yönünden bu durum dava tarihi itibarıyla gerçekleşmiş olup, zamanaşımının başlama tarihi de dava tarihidir. Dolayısıyla mahkemenin zamanaşımının geçtiğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Davacının satış bedelini isteme hakkının doğduğunun kabulü gerekir.
Tarafların ortak murisi … 27.03.1994 tarihinde vefat etmiş olup; davacının sunduğu dekontlardan davalılardan Kame’nin eşi dava dışı …’a 20.04.1994 tarihinde 6.400 Fransız Frangı, davalı …’e 20.04.1994 tarihinde 6.400 Fransız Frangı ve davalı …’e 20.04.1994 tarihinde 6.800 Fransız Frangı gönderildiği sabittir. Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, ortaklığın giderilmesi dava dosyası kapsamı, dinlenen tanıklar ve mirasçıların beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı …’e gönderilen paranın miras payı devri için olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece delillerin yanılgılı değerlendirilmesiyle yazılı şekilde paranın bir borca karşılık ödediğine ilişkin karine kapsamında kabul edilerek davalı … yönünden davanın reddi hatalı olmuştur. Mahkemece, Yargıtay ve Daire’nin yerleşik ilke ve esasları gözetilerek davalı … yönünden alacak isteği hakkında davanın kabulüne karar verilmelidir.
3. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu taşınmaz taraflar adına elbirliği şeklinde tapuda kayıtlı olup, ortak muris …’nin veraset ilamına göre, davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar Muharrrem ve … miras payları toplamda 2/6 oranındadır. Mahkemece bu husus gözönüne alınmaksızın dava değeri 40.000,00 TL’nin tamamı üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.