YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4820
KARAR NO : 2021/1183
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapmak
Hüküm : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kazanç elde etmek amacıyla borç para verdiği iddia ve kabul edilen sanığın, tüm aşamalarda uzun yıllardır müşteki Tayibe’yi tanıdığını, kendisine iş makinesi sattığını, aralarındaki borç konusunun bu satışa dayandığını, müşteki ile ortak arkadaşları olan ve mali müşavirliğini yapan tanık …’in aralarını bulduğunu, USD para cinsinden düzenlenmiş ve cirolanmış 30 adet senedi kabul ettiğini, 13 adedinin kendisine ödendiğini geri kalan senetlerin ödenmemesi nedeniyle müşteki hakkında icra takibi başlattığını savunması, müştekinin iş makinesi satın aldığını kabul etmesi ancak iş makinesine ait borcunun kalmadığını, tanık İsmail Hakkı’nın ise sanık savunması doğrultusunda beyanda bulunması ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241/1. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç karşılığı ödünç paranın verilmesiyle tamamlandığı da nazara alındığında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılması bakımından, öncelikle sanık ile müşteki arasındaki borç ilişkisinin 2010 Haziran ayından öncesinde sona erip ermediğinin tespiti adına taraflar arasında açılmış bir hukuk davası ya da icra takibi bulunup bulunmadığının, satışa konu iş makinesinin marka ve modeline göre satış tarihindeki rayiç değerinin ve Kuveyt Türk Bankası A.Ş. nezdinde tahsil edilen senet bulunup bulunmadığının araştırılması, sanığın tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırması yaptırılması, ilgili icra dairelerinden sanığın alacaklı olduğu takip dosyaları olup olmadığının sorulup, var ise aslı veya onaylı suretleri getirtilip, borçlu gözüken kişilerin faiz karşılığı sanıktan para alıp almadığı konusunda tanıklıklarına başvurulması, sanığın vergi mükellefi olduğunun tespiti halinde ilgili Vergi Dairesinden vergi inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin sorulup, düzenlenmemiş ise suç tarihini kapsayan dönem için düzenlettirilmesi, araç alım satımlarına ilişkin evrakların ilgili noterliklerden sorulması ve varsa celp edilip dosya arasına alınması ile beyanlar arasındaki tüm çelişkilerin giderilmesi suretiyle hangi beyan ve delillere neden üstünlük tanındığının karar yerinde tartışılmasından sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Dosya kapsamına göre 01/06/2010 olan suç tarihinin karar başlığında 2012 olarak
gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
2-28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Yasa’nın 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği hususunun sanığa ihtarına karar verilmesi,
3-Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 09/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.