YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31004
KARAR NO : 2021/3489
KARAR TARİHİ : 23.02.2021
Hırsızlık suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 145 ve 62/1. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/06/2018 tarihli ve 2018/487 esas, 2018/516 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/10/2020 gün ve 9230-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2020 gün ve 2020/93129 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145 ve 62/1. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/06/2018 tarihli ve 2018/487 esas, 2018/516 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede,
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesinde yer alan, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir… ” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa 2 yıl 1 ay hapis cezası verilmiş olması karşısında anılan maddede yer alan iki yıl veya daha az süreli hapis cezası şartının somut olayda gerçekleşmemiş olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Anılan Mahkemenin 29/06/2018 tarihli kararında temel cezanın hangi kanun maddesine göre belirlendiğinin belirtilmediği, 5271 sayılı Kanun’un 232/6. maddesindeki “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” biçimindeki düzenleye nazaran, mahkemesince denetime açık ve tereddüte yer vermeyecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/07/2006 tarih, 2006/2-185 esas ve 2006/175 karar sayılı kararı çerçevesinde sanık aleyhine yasa yoluna başvurulması ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere hüküm bozulması mümkün olduğundan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesinde yer alan, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir… ” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa 2 yıl 1 ay hapis cezası verilmiş olması karşısında anılan maddede yer alan iki yıl veya daha az süreli hapis cezası şartının somut olayda gerçekleşmemiş olması ve mahkemenin 29/06/2018 tarihli kararında hırsızlık suçuna ilişkin temel cezanın hangi kanun maddesine göre belirlendiğinin belirtilmemesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (ÇERKEZKÖY) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 29.06.2018 tarihli ve 2018/487 Esas, 2018/516 Karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29/06/2010 tarih ve 2010/70 Esas ve 2010/159 karar ile 2014/128 karar sayılı kararları uyarınca sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu davayı sonuçlandıran bir uyuşmazlığın çözümüne yönelik bir hüküm değildir. Bunun sonucu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı CMK 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından bu tür kararların kanun yararına bozma yasa yoluna gelmesi durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar da olmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Bu nedenlerle CMK 231/5. maddesindeki düzenlemeye göre sonuç ceza miktarı sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olmadığından aleyhe sonuç doğurmamak üzere BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 23/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.