YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8671
KARAR NO : 2021/1712
KARAR TARİHİ : 25.03.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapma, 5464 sayılı Yasa’ya Muhalefet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) 5464 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin (vekalet ücreti yönünden) temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanığa yüklenen 5464 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan CMK’nın 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazinenin bu suçtan açılan kamu davasına katılmasının mümkün olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla söz konusu suçtan kurulan hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca katılan vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,
B) Tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve katılan Hazine vekilinin (vekalet ücreti yönünden) temyiz itirazlarının incelenmesi:
Sanığın soruşturma beyanındaki ikrarı, suça konu iş yerinde yapılan aramada bir çok kredi kartı, slipler ve çok sayıda senet ele geçirildiği, kolluk tarafından dinlenen 16 tanığın bir kısmının komisyon karşılığı nakit çekimi yaptırdığını beyan ettiği, bir kısmının da kredi kartlarını sanığa ait iş yerinde bıraktıklarını beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında bozma yönünde görüş bildiren tebliğnameye iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında TCK’nın 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı doğrultusunda uygulanması hususlarının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, mahkemenin oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-1136 sayılı Kanun’un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 16/12/2008 gün ve 2008/146-235 sayılı Kararı karşısında, tefecilik suçunda, ancak el konulmuş olması halinde, bu suçun konusunu oluşturan değer niteliğindeki ana paranın TCK’nın 55/1. maddesi uyarınca müsadere edilebileceği,
TCK’nın 55/2. maddesine göre de suçun konusunu oluşturan değerin sanık tarafından tahsil edilmiş olması halinde müsadere edileceği ancak dosya kapsamında bu konuda bir tespitin olmadığı gözetilmeden, koşulları oluşmadığı halde yazılı şekilde müsadere kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına, “Katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1800 TL vekalet ücretinin sanıktan alınıp katılan hazineye verilmesine” ibaresinin eklenmesi ve “TCK’nın 55/1 maddesi gereğince adli emanetin 2015/10930 sırasında kayıtlı 42.000 TL paranın müsaderesine” şeklindeki ibarenin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “Adli Emanet memurluğunun 2015/10930 sırasında kayıtlı; 42.000 TL paranın atılı suçtan elde edildiğine dair delil olmadığından sanığa iadesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C) 5464 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dairemizin 25/11/2020 tarihli 2020/1489 Esas, 2020/2295 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; POS tefeciliğinde failin kastı, tefecilik suretiyle yarar sağlamaya dönük olup, amaç suç tefeciliktir. Fail, amaçladığı bu suçu işleme yolunda birden fazla hareket gerçekleştirmekte ve bu hareketlerden alacağını teminatlı hale getirmeye dönük bir kısım hareketlerle 5464 s. Yasa’nın 36. maddesinde tanımlanan suçu da işlemekte ise de; söz konusu birden fazla hareket, hukuksal anlamda “Tek bir fiili” oluşturmaktadır. TCK’nın 44. maddesi ile kanun koyucu “Erime sistemini” benimsemiş olup, POS tefeciliğinde failin suç yolunda gerçekleştirdiği bir kısım hareketlerle işlediği 5464 sayılı Yasa’nın 36. maddesine muhalefet suçu, kastının dönük olduğu tefecilik fiilindeki teklik nedeniyle, bu fiilin içinde erimektedir.
Bu açıklamalar ışığında, sanığın suça konu eylemlerinin sadece tefecilik suçuna vücut vereceği gözetilmeden 5464 sayılı Yasa’ya muhalefet suçundan mahkumiyet hükmü tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.