Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2019/97 E. 2020/5114 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/97
KARAR NO : 2020/5114
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, velayet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası … ile annesi Buket’in 2003 yılında boşandıklarını, geride tek mirasçı olarak kendisinin kaldığını, annesi Buket’in mirasbırakan …den intikal eden 1902 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 5 nolu bağımsız bölümleri öncelikle velayeten adına intikal işlemlerini yaptıktan sonra yakın arkadaşı olan …’e her iki taşınmazı da devrettiğini, temlik işleminin tasarrufun iptali davası sonucunda İzmir 8.asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/563E., 2009/339 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, kayıt maliki …’e anılan mahkeme kararına istinaden çekişme konusu bağımsız bölümleri devretmesi için ihtar çektiğini, buna rağmen dava konusu taşınmazların …’e vekaleten … tarafından davalı annesi Kevser’e 1 nolu bağımsız bölümün, 5 nolu bağımsız bölümün ise yakın arkadaşı diğer davalı …’a devredildiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ve tescil işlemlerinin yolsuz olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, bedeli karşılığında temlikin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, vekil … tarafından taşınmazın satılık olduğunun kendisine bildirildiğini, karşılığında ise 60.000,00 TL ödeme yapmak suretiyle taşınmazı devraldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, mirasbırakan …’in 13.06.2004 tarihinde öldüğü, daha öncesinde eşi Buket ile 23.09.2003 tarihinde boşanmaları nedeniyle geride tek mirasçı olarak bu evliliklerinden olma 02.07.1989 doğumlu davacı çocukları Mehmet’in kaldığı, mirasbırakandan intikal eden 1902 ada 19 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1 ve 5 nolu bağımsız bölümlerin dava dışı Buket tarafından davacıya velayeten işleme katılmak suretiyle yakın arkadaşı …’ya 25.10.2004 de devredildiği, bilahare … tarafından davacının da yakın akrabası olan dava dışı …’nun Finike Noterliğinin 19.07.2003 tarihli vekaletnamesi ile genel yetkili vekil tayin edildiği, vekil Orhan tarafından 1 nolu bağımsız bölümün davalı annesi …’na, 5 nolu bağımsız bölümün ise diğer davalı …’e satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, Türk Medeni Kanunun 352. maddesi, “Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; kural olarak hesap ve güvence vermezler. Ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmedikleri durumlarda hâkim müdahale eder” hükmüne, aynı kanunun 363. maddesi ise, “Ana ve baba, çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludurlar. Dürüstlük kuralına uygun olarak başkasına devrettikleri malların yerine sadece aldıkları karşılığı geri vermekle yükümlüdürler.” hükmüne yer verilmiştir.
Ne var ki, mahkemece, velâyet görevinin kötüye kullanılması iddiası ile davalıların iyiniyetli olup olmadıkları bir başka ifadeyle TMK’nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacaklarının araştırıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, adı geçen ikinci el konumundaki davalıların iyiniyetli olup olmadıkları ile davacının annesi Buket’in velayet hakkını kötüye kullanıp kullanmadığının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 15/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.