YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13422
KARAR NO : 2019/9375
KARAR TARİHİ : 22.10.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili Bankanın genel kredi ve çek taahhütnamesi sözleşmesine göre borçlunun şube nezdindeki her türlü mevduatının bankaya rehinli olduğunu, henüz kullanılmayan çek yaprakları nedeniyle 16.815,00 TL banka riskinin mevcut olduğunu, ayrıca başka takip dosyalarından da hacizler bulunduğunu belirterek, istihkak davasının kabulü ve davalı alacaklı aleyhine %15 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, alacaklı olduğu kredileri ve önceki haczleri icra dosyasına bildirmediğini beyanla davanın usulden ve esastan reddine ve davacı aleyhine %15 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, borçluya ait üçüncü kişi nezdinde iki adet hesap bulunduğu, incelenen hesap hareketlerinde 6297146 nolu hesaptan haciz yazısından sonraki tarihli (EFT) ve havale işlemlerinin yapıldığı,…. nolu hesapta ise işlem yapılmadığı gerekçesiyle, işlem yapılmayan hesap yönünden davanın kabulüne, diğer hesap yönünden reddine, tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Yargıtayın ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı adreste tanınmadığından iade edilmesi üzerine yeniden tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenememiştir. Bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı alacaklıya süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması gerekir.
2. Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı üçüncü kişinin dayandığı rehin ve hapis hakkının anılan sözleşmenin imzalandığı tarihte doğduğunun kabulü gerekir.
Nitekim, TMK’nin 881. maddesinde: “Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir…” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre; anılan düzenleme alacak rehnine kıyasen uygulandığında, ileride doğacak alacakların da rehnedilebileceği sonucuna varılabilir.
Bankanın üçüncü kişi sıfatı ile istihkak iddiasında bulunabilmesi için haciz müzekkeresinin davalı Bankaya tebliğ edildiği tarih itibarı ile Bankaya olan borcun varlığını koruması ve Bankanın herhangi bir riskinin bulunması durumunda bu miktarlar ile sınırlı olmak üzere üçüncü kişi Bankanın dava konusu hesaplar üzerinde rehin ve hapis hakkının bulunduğunun kabul edilmesi gerekir.
Buna göre, kullanılmayan çek yapraklarının ve ödenmeyen kredi borçlarının banka için risk oluşturduğu dikkate alınarak haciz müzekkeresinin davalı Bankaya tebliğ edildiği tarih itibarı ile ödenmeyen kredi borcu olup olmadığı, borç var ise ne kadar olduğu belirlenerek, borçlunun hesabında bulunan para miktarı gözetilerek belirtilen hususların birlikte değerlendirilmesi suretiyle hüküm kurmaya ve denetime uygun şekilde bilirkişi raporu alınması gerekmektedir.
Mahkemece belirtilen tüm bu maddi ve hukuki özellikler dikkate alınmadan risk miktarının hesaplanması için bilirkişi raporu alınmaksızın, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.