Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/797 E. 2021/4289 K. 17.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/797
KARAR NO : 2021/4289
KARAR TARİHİ : 17.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, silahla tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık … hakkında katılan …’e karşı silahla tehdit ile katılanlar…, ve …’a karşı silahla yaralamaya teşebbüs suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik katılanların temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılanların yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2)Sanıklar…, ve … hakkında müşteki …’a karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, iddianamede uygulanması talep edilen 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinin uygulanmaması ihtimaline binaen sanıklara ek savunma hakkı tanınmayarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanıkların savunma hakkının kısıtlanması,
b)Tarafların olayın gelişimini farklı şekilde anlattıkları ve tarafsız tanığın bulunmadığı anlaşılmakla, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı
Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine yorumlanarak 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanmasının gerekip gerekmediğinin tartışmasız bırakılması,
c)Müştekinin aşamalardaki anlatımları ve bu anlatımları ile uyumlu doktor raporu ile tüm dosya kapsamına göre; sanık … ile sanıklar … ve…’ın birlikte hareket etmek sureti ile fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak, fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde müştekiyi silahtan sayılan sopalar ile kasten yaraladıklarının anlaşılması karşısında, sanıklar … ve… hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesine göre arttırım yapılmayarak eksik cezalar tayin edilmesi,
d)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 17.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.