YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6250
KARAR NO : 2021/4301
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I- Mala zarar verme suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
14/04/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31/03/2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II- Hırsızlık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Nüfus kaydına göre, 22/09/1997 doğumlu olup 18 yaşını tamamlamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün tefhim edildiği 03/12/2015 tarihli duruşmada doğru olarak açık yargılamaya başlandığı belirtildiği halde, suça sürüklenen çocuğun son sözü sorulduktan sonra “kapalı yargılamaya son verildiği” belirtilmek suretiyle çelişki yaratılması,
2- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/11/2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Dosya içerisindeki kolluk görevlilerince düzenlenen 06/04/2015 tarihli tutanağa göre, olay günü, suça sürüklenen çocuk … ve yanında açık kimliği tespit edilemeyen bir başka kişinin mağdura ait aracın sağ arka camını kırıp araç içinden bir çantayı alarak kaçtıklarının kolluk görevlilerince görülmesi üzerine, suça sürüklenen çocuk …’ın kesintisiz takiple kovalamaca sonucu çalınan çanta ile birlikte yakalandığı ve hırsızlık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığının anlaşıldığı olayda, 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuğun suçun tamamlanmış haliyle cezalandırılmasına karar verilmesi,
4- Suça sürüklenen çocuğun olay günü mağdura ait aracın camını kırıp içindeki çantayı alarak olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı sırada kolluk görevlilerince görülüp kovalamaca sonucu yakalandığı ve elindeki suça konu çantanın ele geçirildiği anlaşılmakla, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gibi hırsızlık suçu yönünden suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirilmiş herhangi bir rızai iadenin de bulunmadığının anlaşıldığı olayda, suça sürüklenen çocuk hakkında koşulları bulunmayan 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde ceza miktarı yönünden 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 03/03/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.