Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/11009 E. 2019/5094 K. 15.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11009
KARAR NO : 2019/5094
KARAR TARİHİ : 15.05.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin iş yerinde haciz yapıldığını, haciz yapılan yerde “Behamo” tabelası olması nedeniyle borçlunun adresi kabul edilerek haciz yapıldığını; ancak Behamo’nun marka olduğunu,mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz yapılan işyerinin borçlu şirketin şubelerinden biri olduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; haczin borçlu şirketi devralan … Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama Ticaret Ltd. Şti.nin şube adresinde yapıldığı, bir taşınır malı elinde bulunduran kişinin onun maliki sayılacağı, davacının bu karinenin aksini ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava dilekçesinde, davacı üçüncü kişiye ait işyerinde 15.12.2014 tarihinde haciz yapıldığı açıklanmış, dilekçenin üst kısmında açıkça haciz tarihinin 15.12.2014 olduğu belirtilmiş ve dava dilekçesine 15.12.2014 tarihli haciz tutanağı eklenmiştir. Ne var ki; Mahkemece; 16/10/2014 tarihinde haczin, “Tevfikbey ……” adresinde yapıldığı, haciz sırasında vergi levhası ibraz edilmediği belirtilmiştir. Bu durumda, dava konusu edilmeyen hacizle ilgili değerlendirme yapılarak karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan, dava konusu edilen 15.12.2014 tarihli haciz tutanağında, haciz yapılan yer belirtilmemiş, açık adres yazılmamıştır. Bu durumda, Mahkemece, davanın esasına yönelik bir karar verilmeden önce, dava konusu haczin tam olarak nerede yapıldığı, açık adresinin net olarak belirlenmesi, haczin yapıldığı yerin borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilen adres olup olmadığı gerektiğinde yerinde yapılacak inceleme ile hacze katılan icra memurunun tanıklığı ile belirlenerek, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun tespiti ve sunulan delillerin de buna göre değerlendirilmesi, ondan sonra dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.5.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.