Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11694 E. 2021/2488 K. 10.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11694
KARAR NO : 2021/2488
KARAR TARİHİ : 10.03.2021

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ…. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen Tüketiciyi Koruma Kanunundan Kaynaklanan (Malın Ayıplı Olmasından Kaynaklanan) davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile düzelterek yeniden esas hakkında verdiği karara yönelik temyiz başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra verilmesi nedeni ile HMK’nun 366/1 maddesi delaleti ile 346/1 maddesi uyarınca reddine ilişkin kararın; süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, 10.07.2015 tarihinde dava konusu otomobili ikinci el olarak dava dışı üçüncü şahıstan satın aldığını, bu tarih itibariyle dava konusu aracın garanti süresinin devam ettiğini ve bu süre dolana kadar geçen zaman içinde 1500-2500 devir aralığında hızlanma esnasında tutukluk yapması ve motorun yağ eksiltme problemleri başta olmak üzere bir çok sebeple yetkile servise götürülmek zorunda kalındığını ancak servisçe yapılan müdahalelere rağmen problemlerin giderilemediğini, bu haliyle aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek sözleşmenin iptali ile araç için ödenen bedelin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, açılan davanın haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, taraflar arasında sözleşmenin iptali ile davaya konu aracın davalıya iadesine, aracın fatura bedeli olan 61.619,60 TL’nin, aracın davalı tarafa iade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; tarafların istinaf talebi ….Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince incelenerek; Davacı vekilinin istinaf başvurusunu yasal süresinden sonra yapmış olması nedeni ile HMK’nın 345/1 ve 352. Maddesi gereğince istinaf başvurusunun usulden reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun açıklanan gerekçe ile kabulüne, incelenen mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olmadığından kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerini incelenmesine yer olmadığına, dosyada yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK’nın 353/1.b.2. Maddesi uyarınca; Açılan davanın husumet nedeni ile reddine, karar verilmiştir. Davacının temyiz talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 25.09.2020 tarihli kararıyla davacı vekilinin temyiz başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra verilmesi nedeni ile HMK’nun 366/1 maddesi delaleti ile 346/1 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Bu karar, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyanın incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararının 01.07.2020 tarihinde davacı vekilince tebellüğ edildiği ve temyiz süresinin son günü olan 15.07.2020 tarihinin de resmi tatil gününe denk gelmesi nedeniyle 16.07.2020 tarihinde sunulan temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.09.2020 tarihli ek kararı kaldırılarak davacının temyiz itirazları incelenmiştir.
2-İlk derece mahkemesince, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile ileri sürülen mütalaa ve tespitler ışığında davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince ise, davacının talebinin sözleşmenin feshi ile bedelin iadesi niteliğinde olması ve bu talebin ancak sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebileceği, davalıların satış sözleşmesinin tarafı olmadığı; Üretici-ithalatçı firma olan davalı Mais şirketi ancak garanti süresi içerisinde şartların oluşması halinde ücretsiz onarım ve aracın değişiminden sorumlu olup davada Mais’e karşı böyle bir talepte bulunulmadığı, diğer davalı … Şirketinin ise servis hizmeti sunmuş olduğu ve bu davalıya karşı ise ayıplı hizmetten dolayı açılan bir dava bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davalılardan … Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. hakkında davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır, ancak;
6502 sayılı yasanın 11. Maddesinde ayıplı mal tesliminde Tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiş olup, buna göre, malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. (2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir, düzenlemesi yer almıştır.
Yasanın 11/4. maddesi “Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi halde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.” ve 56/3. maddesi ise “Tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hallerinde 11 inci maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.” hükümlerine amirdir. Bu maddeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde; seçimlik hakları sınırlı sayı ile kanunda düzenlenmiş olan tüketici bu seçimlik haklarından “satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme” ve “Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,” seçimlik haklarını ancak satıcıya karşı kullanabilecektir. Bununla birlikte ücretsiz onarım seçim hakkını kullanan tüketici bundan bir netice alamamış ise bu halde 11. madde 1. fıkrası ile yasa koyucu tarafından sayılmış olan diğer seçimlik haklarını da kullanabilecektir ki burada artık tüketicinin muhatabı yasa gereği artık sadece satıcı olmayıp, üretici ve ithalatçı da satıcı ile birlikte bu seçimlik haklar bakımından sorumludur.

Bölge Adliye Mahkemesince davalı … Otomotiv Ticaret ve San. A.Ş. hakkında husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmştir.
O halde, bu noktada dava konusu otomobilde var olduğu iddia edilen arızaların ayıp mahiyetinde olup olmadığının ve yapılan tamir ameliyelerine rağmen halen devam edip etmediğinin tespiti ulaşılacak sonuç itibariyle büyük önem arzetmektedir. Dosya içerisinde bu hususta görüşler içeren iki adet teknik bilirkişi raporu mevcuttur. 27.11.2017 tarihli raporunda bilirkişi, aracın performans düşüklüğüne ilişkin bir kanaate varılması için tam donanımlı bir serviste kapsamlı bir performans ölçümünün yapılması gerektiğini ifade etmiştir. 16.03.2018 havale tarihli diğer teknik bilirkişi raporunda ise bilirkişinin dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde herhangi bir tespite dayanmayan ve olasılıklar üzerinden yola çıkılarak oluşturulan bir rapor sunmuş olduğu görülmüştür. Araca ilişkin var olduğu iddia edilen arıza ve ayıpların tespiti için yeterli test ve bilgisayar sistemine sahip uygun bir serviste yapılacak kontroller ışığında sonuca gidilmesi gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerçekleştirildiği üzere davacının iddiaları ve servis kayıtlarından yapılan çıkarımlarla ulaşılan kanaatlerle oluşturulan bu rapor ile yetinilmesi doğru olmayıp, bu bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması mümkün değildir.
HMK’nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakimin, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.
O halde, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı eğitmenlerin bulunduğu teknik bölümlere haiz bir üniversiteden temin edilecek konularında uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik yeni bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, araç üzerinde gerekli inceleme ve testlerin de yapılması sonucu, teknik verileri gösterir, bu verileri yorumlar mahiyette ve bu yorumların nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarını karşılar nitelikte rapor alınarak sonucu 6502 Sayılı Kanunun 11. ve 56/3. maddeleri kapsamında değerlendirilmek suretiyle, davalı ithalatçı firmanın sözleşmeden dönme ve bedelin iadesi talebi yönünden sorumluluğu konusunda bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ve her iki davalı yönünden ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesinin, davacının temyiz talebinin reddine ilişkin 25.9.2020 ek kararının kaldırılmasına, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararın, davacı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10/03/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.