Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/10585 E. 2013/12786 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10585
KARAR NO : 2013/12786
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından, ihtiyati tedbir istenen davalı aleyhine 06.03.2013 gününde verilen dilekçe ile GSM baz istasyonu haberleşme ekipmanlarına yönelik yıkım işlemlerinin durdurulması bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesi istenmesi üzerine mahkemece verilen görevsizliğe dair verilen 07.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen … İletişim Hizmetleri A.Ş. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili şirketin gerekli yasal izinleri alarak … ile yaptığı alt kira sözleşmesi gereğince ihtiyati tedbire konu baz istasyonlarını kurduğunu, kira bedelinin ödenmesine rağmen davalının tahliye davası açması gerekirken hukuka aykırı olarak baz istasyonlarını söktüğünü ileri sürerek söz konusu baz istasyonlarına yönelik yıkım işlemlerinin önlenmesi / durdurulması bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın ilgili hükümleri uyarınca ihtiyati tedbirin esas davanın açılacağı mahkemeden istenmesi gerektiği, sulh hukuk mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna, karar kesinleştiğinde başvuru halinde dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, ihtiyati tedbir isteyen vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın ilgili hükümleri uyarınca ihtiyati tedbirin esas davanın açılacağı mahkemeden istenmesi gerektiği, sulh hukuk mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğin karar verilmiş ise de adli yargıda hukuk mahkemelerinde görülen davalarda hukuk mahkemelerin ilk önce görev (yargı yolu) sorununu inceleyip karara bağlaması gerekir; çünkü yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır. Bir idari dava hukuk mahkemesinde açılırsa, davalı idare yargılama bitinceye kadar yargı yolu (görev) itirazında bulunabilir (HUMK m.7, II). Hukuk mahkemeleri gibi Yargıtay da temyiz incelemesi sırasında hukuk mahkemelerinin görevli olup olmadığını (yargı yolunun caiz olup olmadığını) re’sen incelemekle yükümlüdür (HUMK m.428/2) (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü Şerhi, 6. Baskı, Cilt:I, s.724-725).
Halen yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinde de yargı yolunun caiz olması mahkemelerin görevli olması hususundan önce düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle öncelikle yargı yolu bakımından mahkemenin görevli olup olmadığı hususu değerlendirilmelidir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı … başkanlığının davacı şirkete ait baz istasyonlarının sökülmesi işleminin görevsizlik kararında belirtildiği şekilde kira ilişkisine dayandırılmadığı, mevzuata aykırılık gerekçesiyle bu işlemin gerçekleştirildiği, İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi gereğince davalı idarenin söz konusu idari eylem ve işlemlerinden dolayı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerektiğinden bu tür uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlenemez.
Mahkemece davanın yargı yolu bakımından reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.