Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/7023 E. 2013/9867 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7023
KARAR NO : 2013/9867
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.06.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03.07.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalılardan …, … ve … davanın reddini savunmuşlardır.
Davalılardan …, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacılara ait 136 ada 27 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalılara ait 136 ada 29 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit irtifakı kurulmuştur.
Hükmü, davalılardan … temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak
hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda; mahkemece 29 parsel sayılı taşınmazda fenni bilirkişi rapor ve krokisinde (F) ve (C) ile gösterilen yerden kurulan geçit güzergahı davalıların parselini ikiye bölmekte ve aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozmaktadır.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen ilkeler göz önünde tutularak, başkaca uygun güzergah üzerinden geçit kurulmasını değerlendirmek olmalıdır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; geçit hakkı taşınmaz malikleri lehine değil de taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından hüküm sonucunda davacılar lehine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.