Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/5067 E. 2021/2054 K. 01.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5067
KARAR NO : 2021/2054
KARAR TARİHİ : 01.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, murislerinin Ziraat Bankasında bulunan hesabından davacının mirasçılık payına isabet eden 41.319,84TL’yi çekmesi için davalının 04.04.2012 tarihli vekâletname ile yetkilendirildiğini, davalının vekaletnameye istinaden, parayı çektiğini ancak davacının payına düşen kısmı ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek davalının itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusunun …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/465 Esas sayılı dosyasında dava konusu olması nedeni ile açılan davanın konusunun …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/465 Esas sayılı dosyası ile derdest olması nedeni ile açılan davanın reddine karar verilmiş; temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 01.11.2016 tarih 2015/38194 – 2016/19721 sayılı kararı ile derdestlik şartları oluşmadığından mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemece, davanın kabulü ile borçlunun itirazının iptaline, takibin aynen devamına, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazının incelenmesinde; İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, asıl davada davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle hükmün 2. bendinde yazılı ” alacak likit alacak olmayıp yargılamayı gerektiren bir alacak olması sebebiyle, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” cümlelerinin hükümden çıkartılmasına, yerine 2. bent olarak “Alacağın tamamı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 2.239,00 TL bakiye harcın davalıya yükletilmesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.