Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2996 E. 2021/1852 K. 01.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2996
KARAR NO : 2021/1852
KARAR TARİHİ : 01.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.12.2017 tarih ve 2017/76 E. – 2017/977 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2019 tarih ve 2018/1705 E. – 2019/880 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı … arasında 21.03.2014 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının da söz konusu sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, kredi borcunun ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve ipotek veren aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başlanıldığını, kredi sözleşmesinin kefilleri hakkında da tahsilde tekerrür olmaması kaydı düşülerek ilamsız icra takibine başlanıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kefaletin geçersiz olduğunu, kefalet için davalının eşinin rızasının alınmadığını, davalı aleyhine aynı zamanda ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, İİK’nın 45. maddesi gereği bu takip sonuçlandırılmadan davalıya karşı takip yapılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İİK’nın 45. maddesi uyarınca kefil hakkında icra takibi başlatılmasının yasaya aykırı olmadığı, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takip sonucu taşınmaz satışı gerçekleştiği ancak icra dosyasında tahsilatın bulunmadığı, TBK’nın 584. maddesi nedeniyle dava konusu genel kredi sözleşmesinin ticari kredi niteliğinde olduğu, kefalet için eş rızasının gerekmediğine ilişkin istisnai düzenleme nedeniyle kefaletin geçerli olduğu, davacı bankanın takip tarihi itibari ile 561.663,14 TL alacaklı olduğu, davalının bu tutardan kefalet limiti 150.000,00 TL ile sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, davalının genel kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığı, ticari işletmenin sahibi veya ticari şirketin ortak ya da yöneticisi olmadığı, kefaletin davalının mesleki faaliyeti nedeniyle kullandığı kredi ile de ilgili olmadığı, bu durumda TBK’nın 584/1. maddesi uyarınca kefaletin geçerliliği için eş rızasının zorunlu olduğu, davacı tarafından eş rızasının bulunduğu ileri sürüldüğü, söz konusu belge incelendiğinde, davalının eşinin ipoteğe muvafakatine ilişkin olduğu, kefalete ilişkin ayrıca bir eş rızasının bulunmadığı, bu hali ile davalının kefaleti geçersiz olduğu halde mahkemece hatalı değerlendirme ile eş rızasının gerekli olmadığı ve kefaletin geçerli olduğu sonucuna ulaşılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadğına, 01/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.