YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11690
KARAR NO : 2021/2128
KARAR TARİHİ : 02.03.2021
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat ve teminat bedelinin iadesine ilişkin davanın mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalıya ait çok katlı otoparkı 14.10.2010 başlangıç tarihli 3 yıl süreli sözleşme ile kiraladığını, sözleşme ve ihale şartnamesine göre, otoparka yapılması gereken giriş çıkış bariyer sistemi yapılmadığını, otoparktaki lambaların ve fotosel sisteminin çalışmadığını, otoparkın 3. katındaki beton hasarı ve pis su atık sisteminde hasar olduğu için alt katlara su sızıntısı olduğunu, otopark alanına yapılan ek inşaat ve otoparkın … Sokak girişinin refüjle kapatılması nedeniyle otoparka giriş çıkışta sorunlar yaşandığını, bu sorunlar nedeniyle otoparkın verimli kullanılamadığı için kâr kaybı oluştuğunu, ayrıca otoparkın sıva ve boyalarının kendileri tarafından yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000 TL maddi tazminatın faizi ile ödetilmesine ve davalıya verilen teminat mektuplarının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davacının taleplerinin sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, trafik düzenlemesinin kendi sorumluluklarında olmadığını, davacının mecuru hali hazır durumunu görerek teslim aldığını, eksiksiz ve kusursuz olarak kiraladığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; zararın çok daha fazla olduğu gerekçesi ile talep edilen tazminat miktarı 9.000 TL’nin tahsiline, teminat mektuplarının iadesine ilişkin davanın vazgeçme nedeniyle reddine dair verilen hükmün her iki tarafça temyizi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2016 tarih ve 2016/6542 esas, 2016/7696 karar sayılı ilamı ile; davacı vekilinin 18.02.2014 tarihli celsedeki beyanında, taşınmazın tahliye edildiğinden sözleşmenin feshine ilişkin taleplerinin konusuz kaldığını belirtmiş olup, açıkça teminat mektuplarının iadesi talebinden vazgeçtiği şeklinde bir beyanda bulunmadığı, bu durumda teminat mektuplarının iade edilip edilmeyeceği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, öte yandan; itiraza uğrayan ve mahkemece yeni bir bilirkişi raporu ile karşılanmamış tespit bilirkişi raporu ile karar verilemeyeceği, mahkemece yapılacak işin uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak ve talep edilen her bir zarar kalemi hakkında sözleşme hükümleri de değerlendirilerek ayrıntılı denetime elverişli bilirkişi raporu düzenlenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi ve kabule göre de; davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiği halde bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığından bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 9.000 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, teminat mektuplarının davalıya iadesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin saklı tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
10.04.1992 gün, 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve H.M.Kanunun 298/2 maddesi gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni oluşturur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile yeni bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, kısa kararda; davanın kabulüne, davacının talep etmiş olduğu 9.000TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği halde, gerekçeli kararda, davanın kabulüne, davacı vekilinin talep etmiş olduğu 9.000 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı vekilinin talep etmiş olduğu teminat mektuplarının davalıya iadesine, davacı vekilinin fazlaya ilişkin taleplerinin saklı tutulmasına; karar verilmiştir. Bu durumda kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili bulunmaktadır.
Öte yandan; mahkemece hükmün gerekçesinde kesin teminatın belediye tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği yazılı olduğu halde, hükmün sonuç kısmında teminat mektuplarının davalıya iadesine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması ve ayrıca maddi tazminat talebine ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
2- Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.