Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2129 E. 2021/2773 K. 23.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2129
KARAR NO : 2021/2773
KARAR TARİHİ : 23.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09.05.2017 tarih ve 2014/223 E. – 2017/96 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 06.03.2020 tarih ve 2017/3929 E. – 2020/574 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 16.07.2004 tarihinde kurulduğu ve her türlü kağıt, kağıt aksesuarları, her türlü temizlik malzemeleri, temizlik araç ve gereçlerinin yurt içinde ve yurt dışında alım satımını yaptığını, ürünlerini markaları altında tasarladığını, tasarımlarını tescil ettirdiğini, davalının ise temizlik ve kozmetik sektöründe ham madde, yarı mamul, mamul çeşitlerinin üretim, alım satımı, pazarlaması, ithalat ve ihracatını yaptığını, müvekkilinin “Palex” markasının ayırt edilemeyecek kadar aynısı olan davalının 2013/13002 sayılı “Parex + şekil” markasının tescilli markaları ile karıştırılması ihtimalinin yüksek olduğunu, bu markanın 556 sayılı KHK’nın 7, 8, 9, 42 ve 61. maddeleri gereğince 21. sınıf emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait “Parex + şekil” markasının Türkiye’de ve yurt dışında tescilli olup kendi kullanım alanı açısından tanınmış logo ve şekil olarak da ayırt edicilik kazandığını, her iki markanın görsel ve fonetik açıdan benzerliklerinin bulunmadığı, markaya yaptığı yatırım ile markasının ayırt edici özellik kazandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait “Palex” ve davalıya ait “Parex + şekil” markası karşılaştırıldığında markaların 3. harfin değişik olduğu, okunuş olarak da birbirine yakın ifadeler olması nedenleriyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı markasının davacı markalarına yönelik seri marka gibi algılanacağı, tüketicilerin markalar arasında ekonomik anlamda bağ olduğu düşüncesine kapılma olasılığı bulunduğu, şekil ibaresi farklı olsa bile markaların okunuş ve yazılış olarak birbirine yakın bulunması, davalı markasının ayırt edilmesinin zor olması, daha önce kesinleşen kesin delil niteliğindeki aynı sınıfa yönelik markanın tescilinin kabul edilmediği mahkeme kararının da dikkate alınması gerektiği gerekçeleriyle davacı tarafın davasının kabulüyle; 2006/26281 sayılı Palex markası dikkate alındığında davalının tescilli 2013/13002 sayılı “Parex+ şekil” markasıyla benzer olduğuna, davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, her iki tarafın markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu anlaşılıyorsa da davalının 2010 yılında 21. sınıfta davaya konu marka ile aynı sınıf emtia grubunda “PAREXİL” ibareli markayı tescil ettirdiği, markasının asıl unsurunun “PAREX” olduğu, davalının markalarını uzun süredir kullandığı, taraf markalarının piyasada birlikte var olduğu, davalının markasını davacı markasına yaklaştırarak kullanmadığı, davacının önceki tarihli markalarının tescil veya kullanımıyla ilgili olarak dava tarihine kadar davalı ile aralarında bir uyuşmazlık çıkartılmamak suretiyle söz konusu ibare üzerinde davalı yararına kazanılmış hak gerçekleştiği, davalının “PAREX” ibaresi üzerinde korunmaya değer üstün hakkı bulunduğu, ilk derece mahkemesince davalının müktesep hak savunması incelenmeksizin davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.