Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/428 E. 2021/2869 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/428
KARAR NO : 2021/2869
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kamu malına zarar verme suçu bakımından katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu belirlenen müşteki İçişleri Bakanlığının, duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmediği, yapılan iade işlemi üzerine müşteki İçişleri Bakanlığı vekilinin 14/01/2020 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği anlaşılmakla, müşteki kurumun kamu malına zarar verme suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenerek ve aynı Kanun’un 237/2 maddesi gereğince davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık …’ın 24/06/2013 ve 17/02/2014 tarihli duruşmalarda, duruşmalardan vareste tutulmak istediğini beyan ettiği, mahkemece her ne kadar sanığın duruşmadan vareste tutulmasına karar verilmemiş ise de yokluğunda duruşmalara devam edilmekle zımnen kabul edildiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; mahkemece sanık … hakkında hangi ilamın tekerrüre esas alındığı karar yerinde belirtilmemiş ise de; 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesinde yer alan “tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınacak cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmü uyarınca önceki hükümlülüklerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarih ve 2012/6-1431 esas, 2013/18 karar

sayılı kararında da kabul edildiği gibi, sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek bulunmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği hususu gözönüne alındığında sanık …’ın mükerrirliklerine esas alınan ilamın gösterilmemesi bozma nedeni yapılmamış; sanığın tekerrüre esas olan Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/638 Esas, 2009/1353 Karar sayılı ilamında da TCK’nın 58. maddesinin uygulanmış olması nedeniyle sanığın ikinci kez mükerrir sayılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının sanıklar hakkında uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
I) Sanıklar … hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme, sanık … hakkında hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin kısmen istem gibi ONANMASINA,
II) Suça sürüklenen çocuk … hakkında hakaret, görevi yaptırmamak için direnme ve kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun, olay günü sevk ve idaresindeki araç ile müşteki polis memurlarının kullandığı ekip aracına çarpmak, alenen kamu görevlilerine hakaret etmek ve kamu görevlilerine karşı görevi yaptırmamak için diğer sanıklarla birlikte direnmek şeklindeki eylemlerinin 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a, 31/3, 125/1,3-a, 125/4, 43/2, 31/3 ve 265/1, 265/3, 43/2 ve 31/3. maddelerinde düzenlenen kamu malına zarar verme, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını oluşturduğu, bu suçlar için öngörülen cezaların üst sınırlarına göre aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerine göre hesaplanan 7 yıl 12 aylık zamanaşımı süresinin 05/03/2012 olan suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,

III) Sanık … hakkında başkasına ait başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- a) Olay günü görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği iddiası ile yakalandığı sırada kimliği sorulunca, sanık …’ın … adına düzenlenmiş sürücü belgesini sunarak bu şahsın kendisi olduğunu beyan ettiği, ancak polis merkezinde yapılan ilk şifai görüşmede kendi gerçek kimliğini bildirdiği ve … kimliği ile herhangi bir soruşturma evrakı düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı, eylemin TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna teşebbüs veya 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahatini oluşturup oluşturmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Kabule göre de;
aa) Sanığın … hakkında adli soruşturma başlamadan önce iftirasından dönmesi sebebiyle, hakkında verilecek cezada TCK’nın 269/1. maddesine göre indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
bb) Gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında, suç adının, “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma” yerine “iftira” olarak yazılması, uygulama maddesinin ise 5237 sayılı TCK’nın 268/1. maddesi yollaması ile aynı Kanunun 267/1. maddesi olarak belirtilmesi gerekirken doğrudan 267/1. madde ile uygulama yapıldığının belirtilmesi,
2- Sanık …’ın 17/04/2012 tarihli duruşmada, hakkında lehe hükümlerin uygulanmasına dair isteğinin, TCK’nın 50. maddesi uyarınca tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının seçenek tedbirlere çevrilmesi talebini de içerdiği halde, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 17/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.