YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3035
KARAR NO : 2021/28284
KARAR TARİHİ : 01.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanık hakkında TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçundan 16/11/2012 tarihli iddianame ile dava açılmış olması, Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26/09/2013 tarihli 2012/802 esas 2013/602 sayılı kararında sanık hakkında tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş olması, gerek bozma öncesi gerek bozma sonrası alınan beyanlarında katılanların sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçmemiş olmaları ve 5271 sayılı CMK’nın 158. maddesinin son fıkrasında “yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde yargılamaya devam olunur” hükmü karşısında Yerel Mahkemenin sanık hakkında tehdit suçundan TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca artırım uygulamasının yerinde olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki sanığın katılan …’ün 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra şikayette bulunduğundan bahisle sanık hakkında TCK’nın 43/2. maddesi gereğince artırım yapılamayacağına dair bozma isteyen düşünceye; sanığa yükletilen TCK’nın 106/1-2.cümlesinde düzenlenen tehdit eyleminin, uzlaşma kapsamında olmayan TCK’nın 125/3-a maddesinde düzenlenen hakaret suçu ile birlikte gerçekleştirilmesi nedeniyle, CMK 253/3. maddesine göre uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki usulüne uygun uzlaşma teklifinde bulunulmadığına dair bozma isteyen düşünceye; sanığın bozma öncesi 24/05/2013 tarihli yakalama emri üzerine alınan savunmasında yapılan kimlik tespitinde sabıkalı olduğunu bildirdiği, hakkında bozma öncesi kurulan 26/09/2013 tarihli hükümde TCK’nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmış olduğu ve yargılama sürecinde de dosya içerisinde mevcut olan tekerrüre esas alınan ilama yönelik herhangi bir itirazının olmadığı, sanığın tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren sabıkalılık halini bildiği ve bu durumun ilk defa bozma üzerine yapılan duruşmada ortaya çıkmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki sanık hakkında ek savunma alınmadan TCK’nın 58. maddesinin uygulanması nedeniyle bozma isteyen düşünceye katılınmayarak ve dosya kapsamına göre 22/09/2012 olduğu anlaşılan suç tarihinin gerekçeli karar başlığına 21/09/2012 olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olduğu kabul edilerek, yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye farklı gerekçeyle uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.