Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/12840 E. 2012/14733 K. 21.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12840
KARAR NO : 2012/14733
KARAR TARİHİ : 21.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Hükümlü … hakkında eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde:
Hükümlü … hakkında kurulan … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10.09.2003 gün ve 2003/654 – 2003/875 sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Söz konusu hükmün sanık … tarafından yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay … Ceza Dairesinin 29.11.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan hükmü temyiz etmeyen hükümlü …’ın yararlandırılmasına karar verilmesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan …’ın tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle, …’ın hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, hükümlü müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazlarının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanık … hakkında eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde:

Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamışsa da, hükümlülüğün yasal sonucu olarak infaz aşamasında ve re’sen gözetilmesi olanaklı görülmüştür.
Sanığın, gece vakti yakınanın aracının camını kırmak suretiyle içinden oto teybini, çaldığının anlaşılması karşısında; hakkında yakınmanın da bulunduğu gözetildiğinde mala zarar verme suçundan 5237 sayılı TCK’nın 151/1. maddesi gereğince hüküm kurulmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Adli sicil kayıtlarına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 145. maddesindeki değer azlığı kavramının 765 sayılı TCK’nın 522. maddesinde düzenlenen değer azlığı kavramından farklı olması karşısında, 5237 sayılı Kanun lehe kabul edildiği halde 765 sayılı Kanun’un 522. maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilmesi suretiyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanun’unun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’unun 9/3. fıkrasına aykırı şekilde karma uygulama yapılarak karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘eski TCK’nın 522. maddesinin değerlendirilmesine” ilişkin bölüm çıkarılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.06.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.