Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/7441 E. 2012/13580 K. 07.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7441
KARAR NO : 2012/13580
KARAR TARİHİ : 07.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sağlam ve muhkem engeller aşılmak suretiyle hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Gıyapta verilen ek kararın hükümlüye, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön şart olan kendisine veya adresine Kanun’un gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu Kanun’un 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnaî durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; daha önce bu adrese yapılmış bir tebliğ işleminin bulunmaması ve Tebligat Tüzüğü’nün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28. maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartlan yerine getirilmeden yapılan tebligatın da geçerli sayılamayacağı ve bu sebeple kesinleşmemiş bulunan karara karşı hükümlü tarafından öğrenme üzerine verilen 11/06/2009 tarihli dilekçenin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK.’nın 142. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.’nın 493/1 maddesindeki suçun ögelerinin farklı olduğu, şikayeti devam eden müştekiye yönelik eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde yazılı hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 116/1, 119/1-c maddesindeki birden fazla kişi ile birlikte konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, suç tarihine göre mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarının uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşma işlemi yapılarak sonucuna göre, 5237 Sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaylara uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, temel cezanın alt ve üst sınırlar gözetilerek ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, bireyselleştirmenin yapılması amacına yönelik takdir hakkının kullanılması, önceki yasaya göre suçların yasal ögelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması
Kabul ve uygulamaya göre ;
2-5237 Sayılı TCK’nın lehe olduğunun kabulüyle yapılan uygulamada özgürlüğü bağlayıcı ceza ile hükümlülüğüne karar verilen hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü …’nin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, maddi ceza hukukuna ilişkin infaz aşamasındaki lehe uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 07.06.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.