YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13375
KARAR NO : 2012/20572
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde,
Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Sanık hakkında hüküm kurulurken, 765 sayılı TCK’nın 59/2. maddesinin uygulanması sırasında eksik ceza tayini, sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde suça doğrudan iştirak ettiği gözetilmeden 765 sayılı TCK’nın 64. maddesi yerine aynı Yasanın 65/3 maddesiyle hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından, 5237 sayılı TCK’nın 142/1. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın eyleminin 142/1-a-b ve 152/1-a maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarının yanında aynı yasanın 116/2-4 maddesinde tanımlanan geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğunun ve sanık …’in polis ekipleri tarafından yakalandığında çaldıkları malzemelerden tükettikleri dışındakilerin yerini söyleyerek müştekiye iadesini sağladığının ve tüketilen malzemelerin ise zararının sanık …’un babası tarafından karşılandığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin ve ayrıca sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 116/2-4 maddesinde düzenlenen suçun da uzlaşmaya tabi olduğu gözetilerek, bu bağlamda, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 (Pek hafif) maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-a-b, 143, 168/1, 116/2-4, 152/1-a maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi zorunluluğuna uyulmamış ise de, kurulan hüküm sanık için her halükarda lehe olup sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı olarak “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “yargılama giderlerinin sanıklardan müteselsilen tahsiline” ilişkin bölümün çıkarılarak, yerine “yargılama giderlerinin sanıkların paylarına düşen oranda ayrı ayrı alınmasına” sözcüklerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-)Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 142/1. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanıkların eylemlerinin 142/1-a-b ve 152/1-a maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarının yanında aynı yasanın 116/2-4 maddesinde tanımlanan geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğunun ve sanık …’in polis ekipleri tarafından yakalandığında çaldıkları malzemelerden tükettikleri dışındakilerin yerini söyleyerek müştekiye iadesini sağladığının ve tüketilen malzemelerin ise zararının sanık …’un babası tarafından karşılandığının anlaşılması karşısında, sanıkların haklarında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin ve ayrıca sanıklar Birol ve Halil hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 152/1-a ve 116/2-4 maddelerinde düzenlenen suçlar ile sanık … hakkında aynı yasanın 116/2-4 maddesinde düzenlenen suçun da uzlaşmaya tabi olduğu gözetilerek, bu bağlamda, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıkların eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 (Pek hafif) maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-a-b, 143, 168/1, 116/2-4, 152/1-a maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
2-Suç tarihinde sabıkasız olan sanıklar hakkında belirlenen cezanın iki yıldan az hapis cezsı ve para cezası olması karşısında; hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
3- Sanık … hakkında hüküm kurulurken, 765 sayılı TCK’nın 59/2. maddesi gereğince indirimin uygulanması sırasında eksik ceza tayini,
4-Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde suça doğrudan iştirak ettikleri gözetilmeden 765 sayılı TCK’nın 64. maddesi yerine aynı Yasanın 65/3. maddesiyle hüküm kurulması,
5-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı olarak “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, sanıkların ceza süreleri bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 04/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.