Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/19129 E. 2012/21490 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19129
KARAR NO : 2012/21490
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin a bendinde yazılı ” kasıtlı bir suçtan mahkum olmama ” koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık …’ın, istinabe sureti ile 03/01/2006 tarihinde … 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde alınan savunmasında, duruşmalardan bağışık tutulmak istediğini beyan etmesi karşısında; mahkemece, istinabe yoluyla yaptırılan sorgusuna dayanılarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki 1 numaralı bozma düşüncesine de iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; sanığın, yakınan …’a ait diş muayenehanesinin ahşap kapısını sert bir cisim ile kırarak açıp, iş yerindeki çekmeceden 150 TL tutarındaki parayı çaldıktan sonra, üst katta bulunan yakınan …’e ait dairenin ahşaptan yapılma kapısını yerden 30 cm yüksekliğinde kırarak içeri girdiği, ancak içeriden çalınacak bir şey bulamayıp olay yerinden ayrıldığının anlaşılması karşısında, sanığın tekerrüre esas aynı neviden sabıkalarının bulunması da gözetilerek, sanığın yakınan …’a yönelik eyleminin, 765 sayılı TCK’nın 493/1 ve 81/2. maddelerinde yazılı hırsızlık suçu ve 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesine yazılı
hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/2 ve 151/1 maddelerine uyan iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu; yakınan …’e yönelik eyleminin ise 765 sayılı TCK’nın 493/1, 81/2 ve 62/1. maddelerinde yazılı hırsızlık suçu ve 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b ve 35/2 maddelerinde yazılı hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/1 ve 151/1 maddelerine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu; iş yeri ve konut dokunulmazlığının ihlali ile mala zarar verme suçları yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi gerektiği halde, suçun 765 sayılı TCK’nın yürürlükte bulunduğu dönem içerisinde işlendiği dahi hiç dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi ;
2)5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması ;
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının gözetilmesine, 11/10/2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.