Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/6333 E. 2012/28209 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6333
KARAR NO : 2012/28209
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62/1, 51/1-3, 53/1, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme.

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün açıklandığı 03.06.2008 tarihli celsede sanığın hazır bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nın 216/3. maddesinde hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa verileceğinin düzenlenmesi karşısında, sanık müdafinin esas hakkındaki savunmasından sonra katılan vekiline söz verilmesi akabinde duruşmanın bitirilmesi karşısında tebliğnamenin 1 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Somut olayda, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin ve dayanaklarının gösterilmemesi suretiyle Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a- Bir yıl sekiz ay hapis cezasına mahkum edilen ve bu cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 51/3. maddesi uyarınca, en az ceza süresi kadar denetim süresi belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b- Taksirli suçlarda uygulama imkanı bulunmayan TCK’nın 53/1. maddesi uyarınca sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmolunması,
c- Duruşmada kendini vekille temsil ettiren katılan yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.